Yapay zekâyla oluşturulmuş ön okuma rehberi · Kitabın yerini tutmaz
Koleksiyon #262Varlık ve Hiçlik
İnsanın hazır bir özü bulunan eşya gibi olmadığını; bilinç, hiçlik, kötü niyet, başkasının bakışı, beden, arzu ve özgürlüğün gündelik sahnelerde nasıl birbirine bağlandığını anlatan geniş fakat kolay izlenen bir rehber.
25-50 sayfalık PDF'yi indirÇevrimdışı okumak için
Giriş
Sartre'ın 1943 tarihli büyük eseri dört ana bölümde ilerler: hiçliğin doğuşu, kendisi-için varlık, başkası-için varlık ve sahip olmak-yapmak-olmak. Kitap yalnız 'özgürsün' sloganı değildir; kafede gelmeyen dostu aramaktan garsonun rolüne, anahtar deliğinde yakalanmaktan aşk ve utanca kadar ayrıntılı deneyim çözümlemeleri kurar.
21 duraklık okuma rotasını açBölüm 1/21
- 01Bu kitap nasıl okunmalı?
- 02Görünüş gerçeği saklayan perde değildir
- 03Kendinde varlık dolu ve sessizdir
- 04Bilinç bir şeyin bilincidir
- 05Hiçlik dünyaya bilinçle gelir
- 06İnsan kendisiyle tam çakışmaz
- 07Kötü niyet kendine söylenen özel bir yalandır
- 08Garson rolüne fazla yaklaşabilir
- 09Olgu ve aşma aynı hayatta bulunur
- 10Zaman üç kutu değil projedir
- 11Başkasının bakışı beni nesne yapar
- 12Utanç yalnız iç yargı değildir
- 13Beden hem yaşadığım hem görülen şeydir
- 14Aşk başkasının özgürlüğünü ister ve tutamaz
- 15Arzu bedeni dünyaya başka türlü açar
- 16Özgürlük seçimsizlik bahanesini bozar
- 17Hayat tek tek tercihlerin altında bir proje taşır
- 18Kitabın kolay yanlış anlaşılacağı yer
- 19Kitap hakkında süren tartışma
- 20Bugüne taşınan üç soru
- 21Bir cümlede kitabın özü
BAŞLANGIÇ
Bu kitap nasıl okunmalı?
İnsanın hazır bir özü bulunan eşya gibi olmadığını; bilinç, hiçlik, kötü niyet, başkasının bakışı, beden, arzu ve özgürlüğün gündelik sahnelerde nasıl birbirine bağlandığını anlatan geniş fakat kolay izlenen bir rehber.
Sartre özgürlüğü her istediğini yapabilmek veya koşulları yok saymak olarak tanımlamaz. Beden, geçmiş, sınıf, savaş ve başkalarının kararları gerçektir. İddiası, insanın bu verilere ne anlam vereceğinden bütünüyle kaçamamasıdır. Rehber özgürlüğü suçlayıcı bir sihirli söz değil, durum içindeki sorumluluk olarak okur.
Kafede arkadaşını bekleyen kişi her masaya bakar. Arkadaşı orada değildir; fakat bu yokluk boş duvardaki hiçlik gibi durmaz. Beklenti bütün salonu düzenler, görülen insanlar 'o değil' diye geri çekilir. Sartre bilincin dünyaya işte böyle olumsuzluk getirdiğini söyler.
GİRİŞ · FENOMEN
Görünüş gerçeği saklayan perde değildir
Sartre görünen şeyin arkasında ulaşılmaz gerçek öz aramak yerine varlığı kendisini gösterdiği görünüşler dizisi içinde düşünerek başlar.
Bir fincanı önden, yandan ve kullanım içinde görürüz; tek bakış fincanın tamamı değildir ama gördüğümüz de sahte kabuk değildir.
Fenomen başka görünümlere açık gerçek karşılaşmadır; bilinç ile dünya ilişkiye baştan girer.
Bu yaklaşım her yorum eşit derecede doğrudur anlamına gelmez; görünüşler direnç ve tutarlılıkla sınanır.
Bir nesneyi yalnız fotoğrafından ve kullanım içindeki halinden tanımanın farkını düşünün. Fenomen yaklaşımı görünüşün arkasına kaçmadan görünenin taşıdığı düzeni ciddiye alır.
ONTOLOJİ · KENDİNDE
Kendinde varlık dolu ve sessizdir
Masa, taş ve kap gibi bilinçsiz varlıklar ne iseler odur; kendilerine soru sormaz ve olmadıkları bir şeye yönelmezler.
Taş yanlış mesleği seçtim diye pişman olmaz; bulunduğu yerde varlığı kendisiyle doludur.
Sartre bu kapanmış varlık tarzına kendinde der ve bilincin açıklığını onun karşısında belirginleştirir.
Doğadaki canlı karmaşıklığı taş örneğine indirgenemez; kavram biyoloji dersi değil ontolojik karşıtlıktır.
Bir eşyaya insan niyeti yüklediğiniz anlarla onun sessiz direncini ayırın. Kendinde kavramı eşyanın bilinç gibi eksiklik ve gelecek kurmadığını vurgular.
BİLİNÇ · YÖNELİM
Bilinç bir şeyin bilincidir
Bilinç kutu içinde duran madde değil, daima kendisi olmayan bir şeye yönelen açıklıktır.
Kitap okurken zihninizi ayrı nesne gibi seyretmek yerine hikâyenin kişisine, cümlesine ve beklentisine doğru açılırsınız.
Yönelimsellik bilinci içerikle dolu kap olmaktan çıkarır; bilinç ilişki kurarken kendisini de dolaylı biçimde fark eder.
Bilinç bedenden bağımsız ruh demek değildir; Sartre deneyimin yapısını betimler.
Dikkatinizin dağıldığı anda bilincin bir nesneden diğerine nasıl sıçradığını izleyin. Yönelim sayesinde bilinç kendisini nesne gibi doldurmak yerine dünyaya açılır.
HİÇLİK · OLUMSUZLUK
Hiçlik dünyaya bilinçle gelir
İnsan olmayanı tasarlayabildiği, hayır diyebildiği ve beklediğini bulamadığı için dünyada yokluk belirir.
Kafede Pierre'i arayan kişi kalabalığı tek tek insan olarak değil Pierre'in yokluğunun arka planı olarak görür.
Beklenti gerçek alanı olumsuzlar; bilinç verileni aşarak olmayan ihtimali karşılaştırma ölçüsü yapar.
Hiçlik fiziksel boşluk veya mutlak yok oluş değildir; anlam ve yönelim içindeki olumsuzluktur.
Bir kayıp eşya ararken odadaki nesnelerin nasıl arka plana çekildiğini fark edin. Olumsuzlama olmadan soru, söz, yasak ve ihtimal de kurulamazdı.
KENDİSİ-İÇİN · EKSİK
İnsan kendisiyle tam çakışmaz
Bilinç ne olduğunu bilir ve başka türlü olabileceğini tasarlar; bu yüzden kendinde eşya gibi tamamlanmış değildir.
Çalışan mevcut işini, geçmiş seçimini ve olmak istediği kişiyi aynı anda karşılaştırdığı için huzursuzluk yaşar.
Kendisi-için varlık, olduğu durumla olası gelecek arasında mesafe açar; istek ve değer bu eksiklikte doğar.
Eksiklik sözü insanın değersiz veya bozuk olduğunu söylemez; proje kurma açıklığını anlatır.
Bugün olduğunuz kişiyle olmaya çalıştığınız kişi arasındaki farkın hangi davranışı doğurduğunu yazın. Eksiklik, insanın tamamlanmış kimliğe sahip olamamasının hem sıkıntısı hem yaratıcı gücüdür.
KÖTÜ NİYET · KAÇIŞ
Kötü niyet kendine söylenen özel bir yalandır
Kötü niyet insanın özgürlük ile olgu yanlarından birini diğerini saklamak için kullanmasıdır.
Kişi mizaç olarak böyleyim deyip seçimini kader yapabilir veya geçmiş borcunu yok sayıp sınırsız özgürmüş gibi davranabilir.
Aldatan ile aldanan aynı bilinç olduğu için kötü niyet sıradan bilinçli yalandan farklı, sürekli kayan bir kaçıştır.
Her tutarsızlık kötü niyet değildir; korku, bilgi eksikliği ve toplumsal baskı ayrıca incelenmelidir.
Değişmez kişilik dediğiniz bir alışkanlığın gerçekten seçeneksiz olup olmadığını sorun. Kötü niyet çoğu zaman açık yalandan daha inandırıcıdır çünkü gerçek bir yanımızı öteki yana karşı kullanır.
KÖTÜ NİYET · GARSON
Garson rolüne fazla yaklaşabilir
Sartre kafedeki garsonun hareketlerini biraz fazla kesin ve törensel yaparak kendisini yalnız garson rolüymüş gibi sunduğunu anlatır.
Tepsiyi mekanik kusursuzlukla taşıyan kişi iş unvanının gerisindeki açık ihtimalleri kısa süreliğine susturur.
Toplumsal rol davranış verir; kişi rolü bütünü sanınca özgürlüğünü nesne kimliğine saklar.
Mesleğini ciddiye almak sahte olmak değildir; sorun insanı işlevle tamamen eşitlemektir.
Kendinizi yalnız meslek, ebeveynlik veya yaş etiketiyle anlattığınız bir cümleyi yeniden kurun. Rol gereklidir; tehlike rolün insanın bütün geleceğine dönüşmesidir.
DURUM · OLGUSALLIK
Olgu ve aşma aynı hayatta bulunur
Doğum yeri, beden, geçmiş ve başkalarının verdiği koşullar olgusallıktır; insan bunları geleceğe doğru aşan projedir.
Merdiveni çıkamayan kişi bedensel sınırını inkâr edemez, fakat bu sınırı yenilgi, bakım ihtiyacı veya başka rota olarak anlamlandırabilir.
Özgürlük boşlukta değil verilen koşula yön çizerek işler; durum hem engel hem eylemin malzemesidir.
Anlam verme maddi engeli ortadan kaldırmaz ve yapısal eşitsizliği kişisel tutuma indirgememelidir.
Değiştiremeyeceğiniz bir olguyla ona verdiğiniz değişebilir anlamı iki sütunda ayırın. Durum özgürlüğü küçültmez, onun gerçek ağırlığını ve bedelini belirler.
ZAMAN · GELECEK
Zaman üç kutu değil projedir
Geçmiş olmuş olgudur, gelecek henüz olmayan imkândır, şimdi ise bilincin bu ikisi arasında kendini kurduğu hareketli geçiştir.
Özür dileyen kişi geçmiş eylemi silemez; gelecekte nasıl biri olacağına dair davranışıyla geçmişin bugünkü anlamını değiştirir.
Kendisi-için geleceğe doğru yaşar ve geçmişini seçtiği proje içinden yeniden toplar.
Geçmişin yeniden anlamlanması tarihsel gerçeğin keyfî biçimde değişmesi değildir.
Eski bir kararınızın bugünkü hedef değişince nasıl başka göründüğünü inceleyin. Geçmiş sabit olay, geçmişin projedeki anlamı ise yaşayan ilişkidir.
BAŞKASI · BAKIŞ
Başkasının bakışı beni nesne yapar
Başka kişi yalnız benim gördüğüm beden değil, beni kendi dünyasında görülen bir nesne haline getirebilen özgür merkezdir.
Anahtar deliğinden bakan kişi ayak sesi duyunca bir anda yalnız merak eden özne değil yakalanmış biri olarak kendisini yaşar.
Bakış, kendime dışarıdan sahip olamadığım bir kimlik verir; utanç başkasının dünyasında görünür olduğumu açar.
Her bakış düşmanca değildir ve gerçek bir göz teması şart değildir; başkasının mümkün değerlendirmesi yeterli olabilir.
Kalabalıkta tek başınıza yaptığınız bir hareketin izlenince nasıl değiştiğini gözleyin. Bakış başkasının da benim gibi dünya kuran merkez olduğunu sarsıcı biçimde öğretir.
DUYGU · UTANÇ
Utanç yalnız iç yargı değildir
Utanç kişinin davranışını başkasının bakışı altında kendisine ait özellik olarak tanımasıdır.
Yere düşen kişi acıdan önce çevresindekilerin onu beceriksiz görmüş olabileceğini düşünüp yüzünün kızardığını hisseder.
Beden başkasına açık hale gelir; kişi kendi hakkında kontrol edemediği bir anlamla karşılaşır.
Utanç her zaman haklı ahlaki hüküm değildir; ayrımcı bakış masum özelliği utanç kaynağı yapabilir.
Utandığınız bir anda kendi ölçünüzle başkasına atfettiğiniz ölçüyü ayırın. Ayrımcı toplumlarda utanç kişinin eyleminden önce bedenine yapıştırılabilir.
BEDEN · ÜÇ BOYUT
Beden hem yaşadığım hem görülen şeydir
Sartre bedeni dünyaya yöneldiğim yaşanan araç, başkasının gördüğü nesne ve başkasının bakışı altında kendim için fark ettiğim beden olarak üç yönden çözümler.
Koşarken bacaklarını düşünmeyen sporcu düşüp kamerayı görünce bedenini ağrı, görüntü ve başkalarının yorumu olarak aynı anda yaşar.
Beden bilinçten ayrı paket değil, dünyadaki imkânların merkezi ve toplumsal görünürlüğün taşıyıcısıdır.
Sartre'ın beden anlatısı hastalık, engellilik, cinsiyet ve ırk deneyimlerinin tarihsel çeşitliliğini yeterince kapsamaz.
Bir bedensel hareketin yalnızken, aynada ve başkalarının önünde nasıl değiştiğini karşılaştırın. Yaşanan beden dünyaya mesafe ölçen cetvel değil, bütün mesafelerin başlangıcıdır.
İLİŞKİ · AŞK
Aşk başkasının özgürlüğünü ister ve tutamaz
Aşkta kişi yalnız sevilen nesne olmak değil, başkasının özgürce kendisini vazgeçilmez seçmesini ister.
Zorla söyletilen sevgi sözü değersizdir; tamamen özgür bırakılan sevgili ise yarın başka seçim yapabilir.
İstek çelişkilidir: başkasının özgürlüğünü korurken o özgürlüğün sonucunu güvenceye almak ister.
Bu çözümleme her sevginin başarısız güç savaşı olduğu anlamına gelmez; karşılıklılık ve bakım geliştirilebilir.
Bir ilişkide güvence istemekle karşıdakinin seçme alanını korumak arasındaki dengeyi düşünün. Sevgi sahip olma isteğine kapandığında aradığı özgür onayı yok eder.
İLİŞKİ · ARZU
Arzu bedeni dünyaya başka türlü açar
Cinsel arzu bedeni yalnız iş yapan araç veya görülen nesne olmaktan çıkarıp duyumsanan et ve yakınlık halinde yaşatır.
El ele tutuşan iki kişi elin görevini değil sıcaklığını ve karşılıklı hissedilirliğini öne çıkarır.
Arzu başkasını beden olarak açmaya çalışırken onun özgürlüğü ve kendi bakışıyla sürekli karşılaşır.
Sartre'ın anlatısı çoğu kez çatışma ve ikili ilişki üzerinden gider; rıza ve farklı cinsellik deneyimleri daha geniş düşünülmelidir.
Yakınlıkta kendi isteğiniz kadar karşıdakinin sözünü ve geri çekilme imkânını görünür tutun. Rıza başkasının bedenini nesne değil geri çekilebilen özgürlük olarak tanır.
ÖZGÜRLÜK · DURUM
Özgürlük seçimsizlik bahanesini bozar
Sartre insanın seçmemeyi seçmekten bile kaçamadığını, her davranışın dünyada bir anlam ve yön kurduğunu savunur.
Savaşta askere çağrılan kişi savaşı başlatmamıştır; kaçmak, katılmak, saklanmak veya direnmek seçeneklerinin her biri ağır bedel ve anlam taşır.
Koşullar olasılıkları eşitsiz dağıtır; yine de kişi yaptığı hareketle bu koşula bir cevap verir.
Bu görüş mağduru başına gelenden sorumlu tutmak için kullanılamaz; olayın nedeni ile kişinin sonraki cevabı ayrıdır.
Bir zorunluluk cümlesinde gerçekten olmayan seçeneklerle yalnız pahalı olan seçenekleri ayırın. Özgürlüğün ciddiyeti seçenek sayısında değil, sınırlı seçenekle kurulan cevaptadır.
SONUÇ · PROJE
Hayat tek tek tercihlerin altında bir proje taşır
Varoluşsal psikanaliz davranışları gizli mekanik dürtüye değil, kişinin nasıl bir varlık olmaya çalıştığını gösteren temel projeye bağlar.
Sürekli başarı toplayan kişi parayı değil başkasının yargısından bağımsız, tamamlanmış bir varlık olma hayalini kovalıyor olabilir.
Farklı seçimler ortak bir dünya kurma ve kendini güvenceye alma yöneliminde birleşebilir.
Tek temel proje bulma isteği insan hayatının çelişkili ve değişen yanlarını gereğinden fazla düzenleyebilir.
Tekrarladığınız üç seçimin arkasında hangi ortak güvence veya kaçış arzusunun bulunduğunu sorun. Proje değişmez kader değil, fark edildiğinde yeniden seçilebilen yaşam yönüdür.
SON DURAKLAR · SINIR
Kitabın kolay yanlış anlaşılacağı yer
Kitap özgür insanın bütün engelleri zihniyle aşabileceğini veya başına gelen her şeyden suçlu olduğunu söylemez.
İşsiz kişiye Sartre'a göre özgürsün, demek; ekonomik zorunluluğu silip özgürlüğü acımasız bir motivasyon sözlügüne dönüştürür.
Okur olgusallık, durum ve başkasının özgürlüğünü her özgürlük cümlesiyle birlikte tutmalı; sorumluluk ile olayın nedeni arasını ayırmalıdır.
SON DURAKLAR · TARTIŞMA
Kitap hakkında süren tartışma
Eser yirminci yüzyıl varoluşçuluğunun temel kitabı oldu; kötü niyet, bakış ve durum içindeki özgürlük çözümlemeleri felsefe dışına, edebiyat ve psikolojiye yayıldı.
Eleştiriler bilinci bedensel ve toplumsal tarihten fazla soyutladığını, ilişkileri gereğinden çok çatışma olarak gördüğünü ve özgürlüğün maddi eşitsizliklerini zayıf işlediğini söyler. Feminist ve sömürgecilik sonrası düşünürler bakış ve beden kavramlarını genişletmiştir.
Bir yorum Sartre'ı insan onurunu koşullara teslim etmeyen düşünür sayar; başka bir yorum, neredeyse sınırsız özgürlük dilinin travma ve yapısal baskıyı kişisel seçime çevirebildiğini savunur.
SON DURAKLAR · BUGÜN
Bugüne taşınan üç soru
Şu an neyi olgu diye kabul ediyorum? Hangi ihtimali görmezden geliyorum? Başkasının bakışı kararımı nasıl biçimlendiriyor?
Bir gün boyunca mecburum dediğiniz üç cümleyi yazın; gerçek zorunluluk, yüksek bedelli seçenek ve rol alışkanlığını birbirinden ayırın.
Okur kendisini tamamlanmış bir etiket değil, geçmişi silemeyen ama geleceğe verdiği cevapla anlam kuran açık bir proje olarak gördüğünde Sartre'ın düşüncesi gündelik hale gelir.
SON DURAKLAR · ÖZ
Bir cümlede kitabın özü
İnsan kendinde eşya gibi tamamlanmış değildir; bilinç hiçlikle verilene mesafe açar, başkalarının bakışı ve gerçek koşullar içinde seçim yaparak kim olacağını sürekli kurar.
Akılda tutulacak son görüntü, mor bir kafede boş sandalye, anahtar deliği, ayna ve açık kapının aynı insanı yokluk, bakış ve seçim arasında göstermesi.
Sartre bizi özgürlüğü rahatlatıcı bir hediye değil, koşulların içinde başkasının özgürlüğünü de hesaba katan kaçınılmaz bir cevap verme işi olarak görmeye çağırır.