Yapay zekâyla oluşturulmuş ön okuma rehberi · Kitabın yerini tutmaz
Koleksiyon #202Yazı ve Fark
Bir metnin düzenli anlamını kurarken dışarıda bıraktığı ses, fark, delilik, beden ve yazı izlerinin içeride nasıl çalışmaya devam ettiğini; on bir büyük denemeyle gösteren anlaşılır bir yapısöküm rehberi.
25-50 sayfalık PDF'yi indirÇevrimdışı okumak için
Giriş
Bir bina ayakta durmak için kolonlara ve boşluklara ihtiyaç duyar. Plan yalnız duvarları gösterip boşluğu yok sayarsa yapıyı anlayamayız. Derrida da düşünce sistemlerinin merkezde tuttuğu kavramlar kadar dışladıkları şeylerle kurulduğunu gösterir. Yapısöküm binayı patlatmak değil, yükün gerçekte nereden geçtiğini dikkatle okumaktır.
21 duraklık okuma rotasını açBölüm 1/21
- 01Bu kitap nasıl okunmalı?
- 02Yapı ile güç arasındaki gerilim
- 03Deliliği aklın diliyle yazmak
- 04Cogito ile delilik birbirini dışlar mı?
- 05Jabès: kitap ve sürgün
- 06Levinas ve bütünü aşan öteki
- 07Köken ve yapı aynı anda
- 08Artaud: çalınmış söz
- 09Freud ve yazı sahnesi
- 10Temsil tiyatrosunu kapatmak
- 11Bataille: harcanmayan artık
- 12Hegel'i sonuna götürüp taşmak
- 13Merkez yapıyı düzenler ve sınırlar
- 14Lévi-Strauss ve brikolaj
- 15Doğa-kültür karşıtlığını bozan yasak
- 16Oyun ve différance
- 17Ellipsis: kitabın sonu kapanmaz
- 18Kitabın kolay yanlış anlaşılacağı yer
- 19Kitap hakkında süren tartışma
- 20Bugüne taşınan üç soru
- 21Bir cümlede kitabın özü
BAŞLANGIÇ
Bu kitap nasıl okunmalı?
Bir metnin düzenli anlamını kurarken dışarıda bıraktığı ses, fark, delilik, beden ve yazı izlerinin içeride nasıl çalışmaya devam ettiğini; on bir büyük denemeyle gösteren anlaşılır bir yapısöküm rehberi.
Bu rehber 1959-1966 arasında yazılmış ve 1967'de toplanmış on bir denemeyi kendi sırasıyla izler: yapı ve güç, Foucault ile delilik, Jabès ve kitap, Levinas, Husserl, Artaud, Freud, temsil tiyatrosu, Bataille-Hegel, yapı/işaret/oyun ve ellipsis. Kitap tek bir yöntem el kitabı değil, farklı metinlerle çalışan gelişim sahnesidir.
Bir yönetmelik herkesin sesini duyurduğunu söyler ama 'makul konuşma' ölçüsünü yönetim belirler. Öfkeli, kekeme veya başka dildeki ses daha başlamadan düzensiz sayılır. Düzen kendini dışladığı ses üzerinden tanımlar. Derrida'nın okuması, dışarıdaki sesin metnin içinde bıraktığı izi bulur.
DENEME 1 · GÜÇ VE ANLAMLANDIRMA
Yapı ile güç arasındaki gerilim
Derrida yapısalcı okumanın eserin düzenini görünür kılarken onu doğuran güç, zaman ve yaratıcı hareketi donmuş şemaya çevirebileceğini söyler.
Bir şiirin bütün kafiye tablosunu çıkarıp sesin yarattığı şaşkınlığı ve tarihsel kırılmayı kaçırabiliriz.
Yapı tekrar eden ilişkileri gösterir, güç ise sistemi kuran ve aşan olaydır; okuma ikisini aynı anda tutmalıdır.
Güce vurgu yapmak biçim çözümlemesini gereksiz kılmaz; biçim olmadan hareket tarif edilemez.
Bir eserin planını çıkardıktan sonra planın açıklayamadığı gerilim ve başlangıç anını ayrıca sorun. Güç olmadan yapı ölü şema, yapı olmadan güç adlandırılamayan hareket olarak kalır.
DENEME 2 · FOUCAULT
Deliliği aklın diliyle yazmak
Derrida Foucault'nun deliliğin susturulmuş tarihini yazarken kaçınılmaz olarak aklın dili ve tarih anlatısını kullandığını gösterir.
Mahkeme dışında bırakılan kişinin sesini yalnız mahkeme tutanağından yeniden kurmak hem gerekli hem sorunludur.
Dışlanan ses bize arşivin dili içinden ulaşır; mutlak dışarısı hakkında saf ve aracısız konuşma mümkün değildir.
Bu itiraz psikiyatri kurumlarının gerçek şiddetini inkâr etmez; temsil iddiasının sınırını araştırır.
Bir mağdurun hikâyesini anlatırken kullandığınız kurum diliyle onun kendi sözünü açıkça ayırın. Dışlanan deneyime ses verme arzusu, onu yeniden kendi kavramımıza çevirme riskini taşır.
DENEME 2 · DESCARTES
Cogito ile delilik birbirini dışlar mı?
Foucault Descartes'ın deliliği düşünceden dışladığını söyler; Derrida radikal kuşkunun aklın kendi çöküş ihtimalini de kısa süre taşıdığını savunur.
Rüyada her şey yanlış olsa bile 'şu anda düşünüyorum' anı, düzenli dünya geri gelmeden önce asgari tutunma sağlar.
Cogito tarihsel akıl düzeninden önce uç noktadaki şüpheyi yaşar, sonra güvenilir dile geri döner.
Metin yorumu üzerinde süren bu tartışma tek kesin sonuçla kapanmaz ve iki yazarın yöntem farkını gösterir.
Bir karşıtlığı okurken dışlama kararının metnin hangi cümlesinde gerçekten gerçekleştiğini bulun. Cogito tartışması metnin tek cümlesindeki dışlama iddiasını tarihsel anlatıyla karşılaştırır.
DENEME 3 · KİTAP
Jabès: kitap ve sürgün
Edmond Jabès'in yazısında kitap tamamlanmış yuva değil, köken ve aidiyet arayan fakat her cümlede yeniden açılan çöl ve sürgün alanıdır.
Yolcu eve dair hikâyeyi yazarak taşır; yazdıkça evin tek yerde değil hatırlama ve boşluklarda yaşadığını görür.
Yazı yokluğu iz bırakır, soru cevabı kapatmaz ve kitap kendi sınırının farkını içerir.
Sürgünü yalnız estetik metafora çevirmek gerçek tarihsel yerinden edilme acısını hafifletebilir.
Bir metindeki boşluğu eksiklik diye doldurmadan, hangi kayıp ve soruyu taşıdığını dinleyin. Jabès'te beyaz sayfa sözün evi kadar sözün erişemediği çölü de taşır.
DENEME 4 · ŞİDDET VE METAFİZİK
Levinas ve bütünü aşan öteki
Levinas öteki insanı aynı kavramın içine kapatmayan etik ilişki ister; Derrida ötekini söylemenin yine ortak dil ve benzerlik gerektirdiğini sorar.
Karşıdakini tamamen kendi kalıbıma sokarsam onu silerim, bütünüyle bilinemez sayarsam onunla konuşamam.
Etik fark ancak ilişki içinde belirir; dil hem ötekiyi yaklaştırır hem kavrama şiddeti riski taşır.
Derrida Levinas'ın etik çağrısını reddetmez; saf şiddetsiz dil idealinin kendi gerilimini gösterir.
Birini tanımlarken benzerlik kurma ihtiyacıyla onu tek etikete kapatmama sorumluluğunu birlikte taşıyın. Etik ilişki aynı dilde konuşur ama ötekini aynıya indirgememe borcunu açık tutar.
DENEME 5 · HUSSERL
Köken ve yapı aynı anda
Fenomenolojide bir anlamın tarihsel doğuşu ile ideal yapısının tekrar edilebilirliği birbirine dış seçenekler değildir.
Geometri teoremi bir gün belirli kişi tarafından bulunur, yazı sayesinde farklı çağlarda aynı doğruluk iddiasıyla yeniden okunur.
Köken olayı yazılı tekrar olmadan evrensel yapı kazanmaz; yapı da tarihsel iletim olmadan yaşayamaz.
Tekrar hiçbir zaman bütünüyle aynı bağlamı getirmez; ideal kimlik fark içinden sürer.
Bir kuralın ilk ortaya çıkışını ve bugün aynı sayılmasını sağlayan kayıt zincirini birlikte inceleyin. Yazı ideal nesnenin kurucusudur, çünkü yok olan konuşmacının sözünü tekrar edilebilir kılar.
DENEME 6 · SES
Artaud: çalınmış söz
Artaud kendi canlı sözünün dil, yorumcu ve sahne tarafından elinden alındığını hisseder; saf sahip olunan ses arar.
Oyuncu söylediği sözün eleştirmen, seyirci ve tekrar içinde başka anlamlara gittiğini görür.
Söz konuşanda başlasa da anlaşılmak için tekrar edilebilir işarete dönüşür ve sahibinin kontrolünü aşar.
Artaud'nun ruhsal acısını yalnız dil kuramı örneğine indirgemek insan deneyimini eksiltir.
Söylediğiniz cümlenin başkasında değişmesini yalnız ihanet değil iletişimin kaçınılmaz riski olarak görün. Sözün tekrar edilebilirliği iletişimin koşulu olduğu kadar sahibin tam egemenliğinin sınırıdır.
DENEME 7 · PSİŞE
Freud ve yazı sahnesi
Freud hafıza ve bilinçdışını balmumu tablet, iz ve yazı makineleriyle düşünür; zihin temiz yüzeye sonradan kayıt yapan basit depo değildir.
Çocukluk olayı ilk anda anlaşılmaz, yıllar sonra başka deneyimle eski iz yeni anlam kazanır.
İzler silinip kalır, katmanlaşır ve geriye dönük biçimde okunur; bilinç yazının etkisini taşıyan sahnedir.
Beyni kelimesi kelimesine yazı makinesi saymak metaforu bilimsel modelle karıştırır.
Bir anıyı değişmez kayıt değil, sonraki olaylarla yeniden okunan iz olarak değerlendirin. Freud'un ertelenmiş etki fikri geçmiş izlerin sonraki bağlamda yeni travmatik güç kazanabileceğini gösterir.
DENEME 8 · ARTAUD
Temsil tiyatrosunu kapatmak
Artaud'nun vahşet tiyatrosu sahneyi önceden yazılmış metnin hizmetçisi olmaktan çıkarıp beden, ses ve mekânın tekil olayı yapmak ister.
Yönetmen oyuncuyu kitabın kopyası değil, seyirciyle aynı anda anlam üreten bedensel güç olarak kurar.
Temsil bir kökeni yeniden sunmak yerine fark yaratan olay olur; yazarın egemen merkezi sarsılır.
Temsili tamamen kapatma isteği sahnenin tekrar, işaret ve düzen ihtiyacına yeniden çarpar.
Bir performansı yalnız neyi anlattığıyla değil seyirci ve beden arasında ne yaptığıyla okuyun. Saf sahne olayı arzusu bile tekrar edilecek jest ve işaretlere ihtiyaç duyar.
DENEME 9 · GENEL EKONOMİ
Bataille: harcanmayan artık
Bataille Hegel'in olumsuzluğu sonunda anlamlı bütünde koruyan düzenine karşı, geri dönmeyen kayıp, kahkaha ve egemen harcamayı öne çıkarır.
Yatırım gelecekte kazanç için vazgeçer; şölen ise karşılık beklemeden yakılan fazlayı ve ölçüsüz anı yaşar.
Kısıtlı ekonomi her kaybı hesaba katar, genel ekonomi sistemin ememediği fazlayı ve güneş gibi karşılıksız enerjiyi düşünür.
Romantik harcama yoksulluk ve gerçek kaynak sorumluluğunu küçümsememelidir.
Her fedakârlığın gizli kazançla açıklanıp açıklanamayacağını, geri dönmeyen kaybın nerede kaldığını sorun. Genel ekonomi sistemin hesaba çeviremediği kayıp ve taşmayı düşünmeye çalışır.
DENEME 9 · HÜKÜMDARLIK
Hegel'i sonuna götürüp taşmak
Bataille'ın egemen anı geleceğe hizmet etmeyen şimdi ister; fakat bunu Hegel'in kavramlarıyla söylediği için aşma girişimi sistemle bağlı kalır.
Kurala meydan okuyan kişi başkaldırısını anlaşılır kılmak için yine kuralın dilini kullanır.
Dışarı çıkış içeride iz bırakır; yapısöküm karşıtı basitçe terk etmek yerine onun kendi sınırını işletir.
Hiçbir dışarı yok demek değişim imkânsızdır anlamına gelmez; sınır içeriden yer değiştirir.
Bir sistemi eleştirirken kullandığınız kavramların o sistemden gelen payını görünür kılın. Dışarının içeride konuşması yapısökümün yıkımdan çok içeriden yer değiştirme olmasını açıklar.
DENEME 10 · YAPI
Merkez yapıyı düzenler ve sınırlar
Batı düşüncesi yapının oyununu denetlemek için Tanrı, insan, bilinç veya köken gibi hareket etmeyen bir merkez varsayma eğilimindedir.
Dönen çarkın sabit mili parçaları düzenler; fakat mil de yapının parçasıysa bütünü dışarıdan yönetemez.
Merkez değiş tokuşu sınırlar ve güven verir, tarih boyunca adı değişse de merkez işlevi sürebilir.
Her merkez kötü veya gereksiz değildir; pratik düzen ile mutlak temel iddiası ayrılmalıdır.
Bir tartışmada bütün anlamı sabitleyen ve kendisi sorgulanmayan son kelimeyi bulun. Merkez yapıya hem ait hem ait değilmiş gibi davranarak oyunu kontrol eder.
DENEME 10 · İNSAN BİLİMLERİ
Lévi-Strauss ve brikolaj
Bricoleur elindeki miras araçlarını yeni işe uyarlar; mühendis ise sıfırdan saf dil kurduğunu sanır, oysa o da hazır kavramlarla çalışır.
Tamirci eski rafı masaya çevirir; kuramcı da doğa-kültür gibi eleştirdiği ayrımı açıklama sırasında kullanabilir.
Düşünce miras dilini atamaz, kullanımını değiştirerek kavramın sınırını gösterir.
Bricolage her türlü tutarsızlığı mazur göstermez; araç yeni işte hesap vermelidir.
Eski bir kavramı kullanırken tarihini saklamayın, hangi yeni amaçla büktüğünüzü açıklayın. Bricoleur sınırlılığını bilir; saf mühendis yanılsaması kendi mirasını unutabilir.
DENEME 10 · ENSest YASAĞI
Doğa-kültür karşıtlığını bozan yasak
Lévi-Strauss ensest yasağını evrensel oluşuyla doğaya, kural oluşuyla kültüre ait görür; örnek karşıtlığın temiz sınırını bozar.
Her toplumda bir evlilik sınırı bulunur ama sınırın biçimi toplumsal kuralla değişir.
Kural iki kutuptan birine yerleşmeyince kutupların onu açıklamak için kurulmuş araçlar olduğu açığa çıkar.
Sınırın bozulması biyolojik ve kültürel farkların hiçbir anlamı olmadığı sonucunu vermez.
Bir ikili karşıtlığı, iki tarafın özelliklerini aynı anda taşıyan örnekle sınayın. Karşı örnek kavram çiftini çöpe atmaz, hangi tarihsel iş için kurulduğunu gösterir.
DENEME 10 · AÇILMA
Oyun ve différance
Merkez sarsıldığında işaretler tek kökene bağlanmak yerine birbirinden fark alıp anlamı erteler; oyun sınırsız keyif değil bu hareket alanıdır.
Sözlükte bir kelime başka kelimelerle açıklanır; son, bütünüyle kendi başına duran anlam taşına ulaşamayız.
Fark ve erteleme anlamı yok etmez, geçici bağlamlarda çalışmasını ve yeniden açılmasını sağlar.
Her yorum eşit değildir; metinsel iz, bağlam ve karşı okuma bazı yorumları daha güçlü kılar.
Kesin tanım ararken kullandığınız öteki kelimelerin zincirini görün. Différance yazımındaki sessiz fark sesle duyulmaz, yalnız yazıda görülür; bu da ses merkezini sarsar.
DENEME 11 · DÖNÜŞ
Ellipsis: kitabın sonu kapanmaz
Son deneme kitabın köken, merkez ve kapanış arzusuna yeniden dönerek her tamamlanmanın bir eksilti ve yeniden yazılma imkânı taşıdığını gösterir.
Çember kapanır gibi olur ama son çizgi başlangıcın yanına tam değil küçük farkla gelir ve spiral doğar.
Tekrar aynı metni geri getirirken bağlamı değiştirir; kitap kendi dışına açılan boşlukla yaşar.
Kapanmama bitmemiş taslak demek değildir; eser belirli biçimini korurken yeni okuma üretir.
Bir sonucun hangi soruyu çözdüğünü ve hangi izi açık bıraktığını birlikte yazın. Eksilti kapanışın hatası değil, tekrar ve yeni okuma için kalan yapısal açıklıktır.
SON DURAKLAR · SINIR
Kitabın kolay yanlış anlaşılacağı yer
Yapısöküm 'metnin hiçbir anlamı yoktur' veya 'istediğini yorumla' demek değildir. Metnin anlam kurmak için kullandığı karşıtlıkları ve dışlamaları çok dikkatli okuyup kendi içinde oluşan gerilimi gösterir.
Bir metin konuşmayı canlı, yazıyı ikincil sayar; fakat canlı konuşmanın anlaşılması için tekrar edilebilir işaret gerekir. Yazı diye dışlanan özellik konuşmanın içinde çalışır.
Okur her denemede merkez, dışlanan terim, ikili karşıtlık ve metnin kendi karşı örneğini ayrı bulmalıdır.
SON DURAKLAR · TARTIŞMA
Kitap hakkında süren tartışma
Kitap yapısalcılık, fenomenoloji, psikanaliz ve edebiyat eleştirisiyle kurduğu yoğun diyalog sayesinde çağdaş düşüncenin dönüm noktası oldu; yapı, işaret ve oyun denemesi özellikle etkiliydi.
Eleştiriler Derrida'nın dili ağırlaştırdığını, maddi ve siyasi kurumları metinsel gerilime fazla yaklaştırdığını ve ölçütlerini belirsiz bıraktığını söyler. Destekçileri ise yakın okumanın tam tersine sıkı kanıt istediğini vurgular.
Yapısalcı düzeni, fenomenolog deneyimi, Derrida ise düzenin deneyimi dışlarken ona nasıl bağımlı kaldığını sorar. Tartışma anlamın olup olmamasında değil nasıl sabitlendiğindedir.
SON DURAKLAR · BUGÜN
Bugüne taşınan üç soru
Bu metnin merkezi ne? Hangi terimi aşağıda tutuyor? Dışlanan özellik içeride nerede geri dönüyor?
Bugün kesin karşıtlık kuran bir cümle seçin ve iki kutba aynı anda uyan tek örnek bulun.
Okur metni yıkmaya koşmadan önce en güçlü yapısını kurup küçük çatlağın yükü nasıl değiştirdiğini görürse yapısöküm yapmaya başlamıştır.
SON DURAKLAR · ÖZ
Bir cümlede kitabın özü
Yazı ve Fark, düşüncenin sağlam görünüşünün bastırılmış fark, tekrar ve iz sayesinde kurulduğunu; dışarının her zaman içeride çalışan bir sınır olduğunu gösterir.
Akılda tutulacak son görüntü, mor ve bakır bir kütüphane-bina içinde merkez kolonların arasından geçen yazı izleri, aynalar, boşluklar ve açık spiral merdiven.
Derrida bizi anlamı terk etmeye değil, anlamın neyi dışlayarak kurulduğunu ve dışlananın içeride nasıl çalıştığını sabırla okumaya çağırır.