Yapay zekâyla oluşturulmuş ön okuma rehberi · Kitabın yerini tutmaz
Koleksiyon #203Gramatoloji
Batı düşüncesinin canlı sesi gerçeğe yakın, yazıyı ise ikinci ve tehlikeli kopya sayan alışkanlığını; Saussure, Lévi-Strauss ve Rousseau okumalarıyla tersyüz eden, iz ve 'ek' kavramlarını gündelik örneklerle anlatan rehber.
25-50 sayfalık PDF'yi indirÇevrimdışı okumak için
Giriş
Telefonda konuşurken sesimizi dolaysız ve canlı, mesajı ise sonradan gelen kopya sayarız. Fakat konuşulan söz de daha önce öğrenilmiş, başkasınca tekrarlanabilir işaretlerden oluşur; söylenirken bile kaybolur ve hatırada iz bırakır. Derrida yazının özelliklerinin konuşmanın içinde baştan beri bulunduğunu gösterir.
21 duraklık okuma rotasını açBölüm 1/21
- 01Bu kitap nasıl okunmalı?
- 02Kitabın sonu, yazının başlangıcı
- 03Logosmerkezcilik ve mevcudiyet
- 04Yazı harften daha geniştir
- 05Saussure yazıyı neden dışarıda tutar?
- 06Dışarısı içeridedir
- 07İz ve différance
- 08Gramatoloji olumlu bilim olabilir mi?
- 09Lévi-Strauss ve masum söz toplumu
- 10Özel adların savaşı
- 11Yazı ve sömürü ilişkisi
- 12Tehlikeli ek
- 13Doğa kendini tamamlamak için eğitime ihtiyaç duyar
- 14Merhamet ve öz-sevgi
- 15Dillerin kökeni ve ilk mecaz
- 16Ses, melodi ve aralık
- 17Kökende ek vardır
- 18Kitabın kolay yanlış anlaşılacağı yer
- 19Kitap hakkında süren tartışma
- 20Bugüne taşınan üç soru
- 21Bir cümlede kitabın özü
BAŞLANGIÇ
Bu kitap nasıl okunmalı?
Batı düşüncesinin canlı sesi gerçeğe yakın, yazıyı ise ikinci ve tehlikeli kopya sayan alışkanlığını; Saussure, Lévi-Strauss ve Rousseau okumalarıyla tersyüz eden, iz ve 'ek' kavramlarını gündelik örneklerle anlatan rehber.
Rehber 1967 kitabının iki ana kısmını ve özgün bölüm sırasını izler: Harften Önce Yazı; dilbilim ve gramatoloji; olumlu bilim sorusu; ardından Doğa, Kültür, Yazı; Lévi-Strauss, Rousseau'nun tehlikeli eki, dillerin kökeni ve yazı kuramı. 'Yazı konuşmadan kronolojik olarak önce icat edildi' gibi yanlış bir iddiadan kaçınılır.
Bir toplantıda alınmayan söz uçar gider denir. Oysa sözün anlamı bile tekrar edilebilir kelimelere, hafızadaki izlere ve sıra farklarına dayanır. Tutanak sonradan eklenince eksikliği tamamlar, ama aynı zamanda 'canlı konuşma zaten tek başına yetmiyordu' gerçeğini açığa çıkarır. Ek, dışarıdan gelen fazlalık değil kökendeki eksikliği gösterir.
BİRİNCİ KISIM · PROGRAM
Kitabın sonu, yazının başlangıcı
Derrida kitap fikrinin tek köken, bütünlük ve son anlam arzusuna bağlı olduğunu; daha geniş yazı düşüncesinin bu kapanışı açtığını söyler.
Ansiklopedi her şeyi tek ciltte toplamak ister, bağlantılı arşiv ise her maddeyi başka iz ve güncellemeye açar.
Kitap merkez ve sınır kurar, yazı işaretlerin bağlamlar arasında taşınıp bütünü aşmasını görünür kılar.
Basılı kitap gerçekten sona ermiş değildir; tartışılan fiziksel nesneden çok kapanmış anlam modelidir.
Bir metnin son söz iddiasıyla başka metinlere bağımlı dipnot ve kavramlarını karşılaştırın. Kitabın kapanışı eleştirilirken okuma ve öğretme için gerekli geçici bütünlük tümden reddedilmez.
BİRİNCİ KISIM · SES
Logosmerkezcilik ve mevcudiyet
Batı metafiziği doğru anlamı konuşanın kendine hazır bilinci ve canlı sesine yakın, yazıyı ise uzak kopya sayma eğilimi taşır.
Kişi 'ben söylerken ne demek istediğimi biliyorum' der, fakat dinleyici ve hatta kendisi cümleyi başka anda farklı anlayabilir.
Ses kendine yakınlık hissi verir; felsefe bu hissi hakikat ve köken modeli haline getirir.
Konuşma her durumda güvenilmez, yazı her durumda özgür değildir; eleştiri hiyerarşinin mutlaklaştırılmasınadır.
Bir anlaşmazlıkta niyetimin kendisi yeter demeden kullanılan işaretin gerçekten ne yaptığını görün. Mevcudiyet arzusu konuşanın anlam üzerinde tam egemen olduğu hayalini güçlendirir.
BİRİNCİ KISIM · ARKHE-YAZI
Yazı harften daha geniştir
Derrida'nın geniş yazı kavramı kâğıttaki harften önce fark, iz ve tekrar edilebilirliğin her anlam üretimindeki işleyişini anlatır.
Yol üzerindeki ayak izi sahibini yokken gösterir; konuşulan kelime de konuşan gittikten sonra başka bağlamda tekrar edilebilir.
İşaret mevcut olmayanı taşır, farklarla tanınır ve kaynağından kopabildiği için iletişim kurar.
Bu geniş kullanım her şeyi kelimesi kelimesine metin saymak veya maddi dünyayı inkâr etmek değildir.
Bir işaretin anlamlı olmasını sağlayan yokluk, tekrar ve fark koşullarını bulun. Arkhe-yazı biyolojik veya tarihsel ilk harf değil, işaretin işaret olma koşuludur.
DİLBİLİM · DIŞ/IÇ
Saussure yazıyı neden dışarıda tutar?
Saussure dilbilimin gerçek nesnesini konuşma sistemi sayar ve yazının sesi yanlış temsil ederek onu bozabileceğinden korkar.
Bir kelimenin yazılışı telaffuzu etkileyince sözde ikincil kayıt canlı dili değiştirmiş olur.
Yazı dış parazit diye atılır, fakat dilbilim kendi nesnesini tanımak ve öğretmek için yazılı ayrım ve örneklere dayanır.
Saussure'ün ses sistemi çözümlemesi değersiz değildir; metnindeki hiyerarşik gerilim araştırılır.
Bir kurumun önemsiz dediği aracın gerçekte ana düzeni kurmak için ne kadar kullanıldığını sorun. Saussure yazının konuşmayı etkilediğini kabul ettiği anda dış parazitin sistem içinde etkin olduğu görülür.
DİLBİLİM · MENTEŞE
Dışarısı içeridedir
Yazı konuşmanın dış kopyası sayılırken konuşmanın tekrar, fark ve yokluk özelliklerini açığa çıkarır; dışlanan öğe içerinin koşulu olur.
Yedek anahtar yalnız asıl anahtar kaybolunca gerekli sanılır, fakat yedek ihtiyacı asılın baştan kaybolabilir olduğunu gösterir.
Hiyerarşi bir terimi saf tutmak için ötekini dışlar; okuma bastırılmış bağımlılığı geri getirir.
İki terim basitçe yer değiştirmez; yazıyı yeni mutlak köken yapmak aynı merkezi yapıyı tekrarlar.
Bir karşıtlıkta aşağı terimin üst terimin tanımı için hangi işi yaptığını gösterin. Menteşe dış ile içi ayırırken aynı zamanda birbirine bağlayan kırılma çizgisidir.
DİLBİLİM · ANLAM
İz ve différance
İşaret kendi başına olumlu öz taşımaz; başka işaretlerden farkı ve geçmiş-gelecek kullanımların iziyle geçici anlam kazanır.
'Ev' sözcüğü yuva, dışarısı, oda ve aile gibi sözcüklerle fark ağı içinde anlaşılır; tek başına saf resim vermez.
Différance hem farklılaştırır hem son anlamı erteler; iz, olmayan ötekinin işaret içindeki etkisidir.
Anlam sürekli erteleniyor diye iletişim imkânsız değildir; bağlam pratik kararlılık sağlar.
Bir anahtar kelimenin metin boyunca hangi karşı kelimeler ve ertelenmiş açıklamalarla kurulduğunu izleyin. Différance Fransızcada différence ile aynı duyulur; yazıdaki sessiz harf ses üstünlüğünü küçük biçimde bozar.
DİLBİLİM · BİLİM
Gramatoloji olumlu bilim olabilir mi?
Yazının genel bilimini kurma arzusu, bilim ve insan kavramlarının da logosmerkezci tarih içinden gelmesi nedeniyle kendi sınırını taşır.
Yeni ölçüm cetveli eskisinin bütün birimlerini reddettiğini söyler ama boyunu yine eski atölyede üretilmiş araçla sınar.
Gramatoloji mevcut kavramları silmeden üzerini çizerek ve dönüştürerek çalışmak zorundadır.
Bu güçlük araştırmayı anlamsız kılmaz; yöntem kendi araçlarının tarihine hesap verir.
Yeni kuramın eleştirdiği eski dilden aldığı sözcükleri ve bunları nasıl değiştirdiğini açıklayın. Üzeri çizili kavram hem gerekli hem yetersiz olarak kullanılmaya devam eder.
İKİNCİ KISIM · ŞİDDET
Lévi-Strauss ve masum söz toplumu
Lévi-Strauss yazısız Nambikwara toplumunu doğal ve masum söz yakınlığıyla betimler; Derrida şiddet ve farkın yazılı harften önce de bulunduğunu gösterir.
İnsanlar isim, akrabalık ve yasaklarla birbirini ayırır; kâğıt olmasa da bu farklar hafızada ve bedende iz bırakır.
Sınıflama ve yasak geniş yazının işlevini görür; saf, şiddetsiz, kendi kendine hazır söz toplumu düşüncesi çöker.
Bu eleştiri sömürge yazısının yönetim ve sömürüdeki gerçek özel rolünü küçültmez.
Teknolojisiz toplumu masum veya eksik ilan etmeden kendi işaret ve güç düzenini araştırın. Saf söz toplumu özlemi modern yazı toplumunun suçunu başkasına yansıtan etnosantrik ayna olabilir.
İKİNCİ KISIM · AD
Özel adların savaşı
Lévi-Strauss'un özel adların açıklanması sahnesi, adın kişiye doğalca ait özel öz değil toplumsal fark ve yasa içinde çalışan işaret olduğunu gösterir.
Bir çocuğun gizli adını söylemek hem onu tanır hem topluluk kuralını ihlal ederek güç kullanır.
Ad tekilliği korur görünürken tekrar edilebilir dil öğesidir; yasak, sınıflama ve ilişki ağını taşır.
Kişinin adını dil yapısına indirgemek adın duygusal ve hukuki önemini ortadan kaldırmaz.
Bir kimlik işaretinin hem kişiye aidiyet hem kurumun sınıflama aracı olarak nasıl çalıştığını görün. Özel ad en özel görünen işaretin bile başkalarınca tekrarlanabilir toplumsal kod olduğunu gösterir.
İKİNCİ KISIM · İKTİDAR
Yazı ve sömürü ilişkisi
Lévi-Strauss yazıyı yönetim ve sömürüyle bağlar; Derrida bu tarihin önemli olduğunu kabul ederken şiddetin harften önceki toplumsal farklarda da bulunduğunu söyler.
Sömürge memuru listeyle vergi toplar, fakat listeyi mümkün kılan hiyerarşi ve adlandırma zaten toplumsal düzende vardır.
Yazılı kayıt gücü büyütür ve merkezileştirir; şiddetin tek kökeni değil belirli teknolojik biçimidir.
Geniş yazı kavramı somut arşiv, tapu ve kimlik belgesinin maddi gücünü belirsizleştirmemelidir.
Bir kayıt teknolojisinin önceden var olan eşitsizliği nasıl ölçekleyip kalıcılaştırdığını araştırın. Liste yönetimi güçlendirir, fakat listeden önce kimlerin sayılabilir kişi kabul edildiği sorusu vardır.
ROUSSEAU · SUPPLEMENT
Tehlikeli ek
Rousseau yazıyı canlı konuşmanın, mastürbasyonu doğal cinselliğin, eğitimi doğanın tehlikeli eki sayar; ek hem fazlalık hem eksikliği tamamlayan şeydir.
Baston sağlam yürüyüşe dış destek gibi görünür, fakat kullanılması yürüyüşte baştan bir kırılganlık bulunduğunu açığa çıkarır.
Ek kökenin tamlığını bozmaktan çok kökenin hiçbir zaman tek başına tam olmadığını gösterir.
Her yardımcı araç kökeni sahte yapmaz; supplement mantığı kavramsal tamlık iddiasını sınar.
Bir yedek veya destek için 'sonradan eklendi' denirken hangi ilk eksikliği giderdiğini sorun. Supplement Fransızcada hem ekleme hem yerine geçme anlamını taşıyarak ikili işlevi tek kelimede toplar.
ROUSSEAU · EĞİTİM
Doğa kendini tamamlamak için eğitime ihtiyaç duyar
Rousseau çocuğun doğal iyiliğini korumak için çok dikkatli bir eğitim düzeni kurar; doğallık ancak yapay düzenlemeyle üretilebilir.
Öğretmen çocuğa özgürce keşfettiğini hissettirmek için ortamı önceden ayrıntıyla hazırlar.
Doğa-kültür karşıtlığı eğitim pratiğinde iç içe geçer; saf başlangıç ek olmadan yaşayamaz.
Bu gerilim bütün eğitimin manipülasyon olduğu anlamına gelmez; özgürlüğün koşullarını görünür kılar.
Doğal tercih sandığınız bir seçeneğin kim tarafından nasıl hazırlanıp erişilebilir yapıldığını düşünün. Doğal eğitim paradoksu özgürlüğün tasarlanmış koşullar içinde üretildiğini gösterir.
ROUSSEAU · DUYGU
Merhamet ve öz-sevgi
Rousseau doğal öz-sevgi ve merhameti toplumsal kıyasın bozduğu bencillikten ayırır; Derrida bu duyguların bile ötekine ilişkin temsil ve mesafe taşıdığını okur.
Başkasının acısına üzülmek için onun yerini hayal ederiz; hem yakınlaşır hem kendi bedenimizden bakarız.
Merhamet saf içgüdü ile kültürel yargı arasında eklemli bir ilişkidir; öteki imgesi benliğe girer.
Duygunun aracılı olması samimiyetsiz olduğu anlamına gelmez.
Empatinizi evrensel ilan etmeden hangi benzerlik ve hikâye sayesinde kurulduğunu görün. Merhamet başkasına yönelirken hayal ve karşılaştırma aracılığına ihtiyaç duyar.
ROUSSEAU · DİL
Dillerin kökeni ve ilk mecaz
Rousseau ilk dilin ihtiyaçtan çok tutku ve mecazla doğduğunu söyler; Derrida kökenin zaten temsil ve fark içerdiğini gösterir.
Korkmuş kişi uzaktaki yabancıyı 'dev' diye adlandırır, sonra yaklaşınca insan olduğunu söyler.
İlk adlandırma nesnenin çıplak kopyası değil duygulu benzetmedir; düz anlam sonradan kurulur.
Bu felsefi köken sahnesi tarihsel dilbilimin ampirik başlangıç anlatısı değildir.
Bir 'gerçek anlam' iddiasında kelimenin eski mecaz ve duygusal izlerini araştırın. İlk sözün mecaz oluşu düz anlamın sonradan farklar içinde sabitlendiğini düşündürür.
ROUSSEAU · MÜZİK
Ses, melodi ve aralık
Rousseau canlı melodiyi doğal ifade, armoni ve yazılı notayı soğuk hesap gibi karşılaştırır; fakat melodi de notalar arasındaki fark ve aralıkla oluşur.
Tek uzatılmış ses duygu taşıyabilir ama melodi olmak için başka sese ve önceki notanın hafızasına ihtiyaç duyar.
Canlı ses kendi içinde boşluk, zaman ve tekrar taşır; yazıya yüklenen ayrılık baştan sesteki eklemlenmedir.
Müziğin bedensel etkisi bu yapısal çözümlemeyle tükenmez.
Bir doğrudan deneyimin kendi içinde hangi sıra, boşluk ve hafıza aracına dayandığını görün. Aralık olmasa melodi tek sese, fark olmasa işaret tanınmazlığa dönüşür.
SONUÇ · KAYNAK
Kökende ek vardır
Kitabın son hareketi saf doğa, saf ses ve ilk mevcudiyet arayışının her defasında iz, tekrar ve supplemente dayandığını gösterir.
Pınarın kaynağına yürürken tek nokta yerine toprağa sızan birçok su ve önceki yağmur döngüsü buluruz.
Köken sonradan bozulmuş tamlık değil, farklılaşma ve eklemlenmenin zaten başladığı yapıdır.
Köken araştırması tümüyle bırakılmaz; tek ve kendine yeterli başlangıç iddiası eleştirilir.
Bir kurumun 'özümüze dönelim' çağrısında hangi seçilmiş geçmişi, kayıt ve unutmayı kullandığını sorun. Kökeni çoğul izler içinde düşünmek geçmişi önemsizleştirmez, seçilmiş başlangıç mitini sınar.
SON DURAKLAR · SINIR
Kitabın kolay yanlış anlaşılacağı yer
Gramatoloji 'harfli yazı konuşmadan tarihsel olarak önce gelir' demez. Yazı sözcüğünü genişleterek, her anlamda zaten bulunan fark, iz, tekrar ve yokluk koşullarını adlandırır.
Bebek konuşmayı yazmadan öğrenir; yine de sesleri ayırır, tekrar eder ve görünmeyen kişiyi işaretle çağırır. Arkhe-yazı bu yapısal işleyiştir, alfabe değildir.
Okur ses/yazı, doğa/kültür, asıl/ek karşıtlıklarında önce hiyerarşiyi, sonra aşağı terimin üst terim için yaptığı işi bulmalıdır.
SON DURAKLAR · TARTIŞMA
Kitap hakkında süren tartışma
Eser dilbilim, antropoloji, edebiyat ve felsefede logosmerkezcilik eleştirisinin kurucu metni oldu; supplement, iz ve différance kavramları geniş tartışma yarattı.
Eleştiriler 'yazı' kavramının aşırı genişleyip somut tarihsel farkları bulanıklaştırdığını, zor üslubun ölçütü sakladığını ve sömürgecilik gibi maddi güçlerin metinsel yapıya fazla yaklaştığını söyler.
Saussure ses sistemini bilimsel nesne olarak ayırır; Derrida dışladığı yazının bu nesneyi tanımlamak için geri döndüğünü gösterir. Eleştiri bilimi reddetmez, sınırını okur.
SON DURAKLAR · BUGÜN
Bugüne taşınan üç soru
Hangi terim asıl sayılıyor? Ek neyi tamamlıyor? Aslın baştan eksik olduğunu hangi cümle ele veriyor?
Bugün 'yüz yüze daha gerçektir' dediğiniz bir iletişimi seçin ve onun da hangi kayıt, tekrar ve yanlış anlama ihtimaline dayandığını yazın.
Okur tutanağı yalnız konuşmanın ölü kopyası değil, konuşmanın unutulabilir ve tartışılabilir oluşunu baştan görünür kılan ek olarak görürse kitabın kapısını açar.
SON DURAKLAR · ÖZ
Bir cümlede kitabın özü
Anlam saf ses ve tam kökenden doğmaz; başka işaretlerin izi, tekrar edilebilirlik ve eksikliği açığa çıkaran ek sayesinde geçici olarak kurulur.
Akılda tutulacak son görüntü, kızıl-kahverengi bir ses dalgasının yazı izleri, menteşeler, ayak izleri ve kaynağa dönen supplement halkaları içinde genişlemesi.
Derrida bizi yazıyı konuşmanın altına koyan alışkanlığı tersine çevirmekle yetinmemeye, her ikisini mümkün kılan fark ve iz düzenini görmeye çağırır.