Yapay zekâyla oluşturulmuş ön okuma rehberi · Kitabın yerini tutmaz
Koleksiyon #206Okuma Alegorileri
Bir metnin ne söylediğiyle bunu söylerken kullandığı benzetme, ironi ve anlatı hareketinin neden her zaman tam uyuşmadığını; Rilke, Proust, Nietzsche ve Rousseau üzerinden gösteren dikkatli bir okuma yolculuğu.
25-50 sayfalık PDF'yi indirÇevrimdışı okumak için
Giriş
Bir arkadaşınız 'Ben hiç bahane üretmem' derken uzun bir mazeret anlatabilir. Cümlenin açık iddiası başka, yaptığı iş başkadır. Paul de Man edebî ve felsefi metinlerde bu gerilimi arar. Ona göre okuma, gizli tek anlamı bulmak değil; dilin kendi kesinliğini nerede sarstığını görmektir.
21 duraklık okuma rotasını açBölüm 1/21
- 01Bu kitap nasıl okunmalı?
- 02Göstergebilim ile retorik karşılaşır
- 03Dilbilgisi sorusu retorik cevap
- 04Benzetme ile yakınlık yer değiştirir
- 05Rilke'de şekil ve dönüş
- 06Proust'ta okuma hafızayı kurar
- 07Kendi hikâyemizi de yanlış okuruz
- 08Nietzsche'de başlangıç hikâyesi
- 09Hakikat mecazlarını unutur
- 10İkna kendini kanıt gibi gösterebilir
- 11Rousseau ve ilk mecaz
- 12Pygmalion'da ses canlılık ister
- 13Julie'de mektup ve davranış ayrılır
- 14İnanç açıklaması okurunu kurar
- 15Toplum Sözleşmesi'nin sözü
- 16İtiraf mazerete dönüşür
- 17Alegori okumanın hikâyesidir
- 18Kitabın kolay yanlış anlaşılacağı yer
- 19Kitap hakkında süren tartışma
- 20Bugüne taşınan üç soru
- 21Bir cümlede kitabın özü
BAŞLANGIÇ
Bu kitap nasıl okunmalı?
Bir metnin ne söylediğiyle bunu söylerken kullandığı benzetme, ironi ve anlatı hareketinin neden her zaman tam uyuşmadığını; Rilke, Proust, Nietzsche ve Rousseau üzerinden gösteren dikkatli bir okuma yolculuğu.
Rehber kitabın iki büyük kısmını ve on iki bölümünü izler. İlk kısım Rilke, Proust ve Nietzsche ile retorik okumayı kurar; ikinci kısım Rousseau'nun İkinci Söylev, Pygmalion, Julie, Savoyard Rahibin İnanç Açıklaması, Toplum Sözleşmesi ve İtiraflar metinlerinde benzetme, söz verme ve mazereti inceler. Bu çalışma 'hiçbir şey anlaşılamaz' iddiasına indirgenmemelidir.
Bir trafik levhasındaki ok genellikle açık yön gösterir. Şiirdeki 'yol' ise hem gerçek patika, hem yaşam seçimi, hem de karar verememe olabilir. Okur sözcüğü tek anlama sabitlediğinde cümlenin öteki hareketini kaybeder. Alegori, bu iki okuma arasındaki mesafenin hikâyesidir.
BÖLÜM 1 · YÖNTEM
Göstergebilim ile retorik karşılaşır
De Man dilbilgisel olarak açık görünen bir cümlenin mecazları yüzünden aynı anda başka bir iş yapabileceğini savunur.
Öğretmen 'Bu sınıf bir aile' dediğinde yakınlık çağrısı yapar; fakat aile benzetmesi itirazı nankörlük gibi de gösterebilir.
Dilbilgisi öğelerin ilişkisini düzenler, retorik ise benzetme ve sapmayla bu ilişkinin sonucunu kararsızlaştırır.
Kararsızlık her yorumun eşit olduğu demek değildir; metindeki sözcük, tekrar ve çelişkiyle kanıtlanmalıdır.
Kesin görünen bir cümlede önce düz iddiayı, sonra kullanılan benzetmenin yaptığı ek işi yazın. Göstergebilim işaret sistemini haritalarken retorik haritanın kendi işaretinin yönünü değiştirebildiğini hatırlatır.
BÖLÜM 1 · RETORİK
Dilbilgisi sorusu retorik cevap
Soru biçimi bazen bilgi istemekle kalmaz, cevap beklemediğini de bildirir; aynı cümle iki eylem taşır.
'Bunu kim bilmez?' sözü gerçekten isim istemez, herkesin bildiğini dayatır; yabancı kalan kişiyi de sessizleştirir.
Retorik soru dilbilgisel soru işaretini ters yönde çalıştırarak anlamı bağlama ve tona bağımlı kılar.
Ton tek başına keyfî tahmin değildir; konuşma durumu ve devamındaki cümleler okuma olasılığını sınırlar.
Bir tartışmadaki sorunun bilgi mi istediğini, suçlama mı yaptığını, ikisini birden mi taşıdığını sorun. Sorunun yaptığı eylem konuşma ortamındaki güç ilişkisine göre daha da değişebilir.
BÖLÜM 2 · TROPLAR
Benzetme ile yakınlık yer değiştirir
Metafor bir şeyi başka şey olarak görür; metonimi ise yan yana duran öğeler arasında bağ kurar ve metin bu iki hareket arasında kayabilir.
'Taç karar verdi' sözü krala yakın nesneyi onun yerine koyar; ardından taç kutsal bir ışık gibi anlatılırsa benzetme de devreye girer.
Ad değişimi ilişkiyi doğal gösterebilir, benzetme farklılıkları örtebilir; okuma hangi geçişin yapıldığını izler.
Her mecaz aldatma değildir; yeni ilişkiyi görmemizi ve soyut fikri kavramamızı da sağlar.
Bir haber başlığındaki tek mecazı bulup kimi görünür, kimi görünmez yaptığını inceleyin. Metafor benzerlik, metonimi yakınlık kurar; gerçek metinler çoğu kez ikisini temiz sınırla ayırmaz.
BÖLÜM 2 · RİLKE
Rilke'de şekil ve dönüş
Rilke şiirindeki nesneler sabit simgeler değil, bakışla birlikte dönüşen dil olaylarıdır; biçim tam kapanırken başka anlama açılır.
Bir vazo hem kendi sınırını gösterir hem içindeki boşlukla görünmeyen şeyi taşır; şiir nesneyi sessiz cevap olmaktan çıkarır.
İmge, göz ile dünya arasındaki mesafeyi kapatıyor görünürken bu mesafeyi yeniden üretir.
Şiiri tek sembol sözlüğüne çevirmek dönüşü öldürür; yine de ses ve biçim ayrıntısı yorumu denetler.
Bir şiir imgesini 'şu demektir' diye kapatmadan önce cümle boyunca nasıl değiştiğini takip edin. Rilke okumasında şekil ile iç kuvvet arasındaki gerilim şiirin yaşayan zamanını korur.
BÖLÜM 3 · PROUST
Proust'ta okuma hafızayı kurar
Proust'ta okuma geçmişi hazır halde geri getirmez; işaretleri şimdiki anlatı içinde yeniden kurar ve benliği de değiştirir.
Bir koku çocukluğu getirir, fakat yetişkin anlatıcı o ânı seçip sıraya koyarken geçmişe yeni biçim verir.
Hatıra ile anlatı birbirinin aynısı değildir; anlatıcı kendi geçmişinin hem tanığı hem yorumcusudur.
Yeniden kuruluş geçmişin uydurma olduğu anlamına gelmez; hatırlamanın aracılı ve seçici olduğunu gösterir.
Eski bir fotoğrafın sizde uyandırdığı anıyla fotoğrafta gerçekten görünen ayrıntıyı ayrı yazın. Proust'un anlatıcısı okuma hatasını sonradan anlatırken yeni bir üstünlük yanılsaması da kurabilir.
BÖLÜM 3 · BENLİK
Kendi hikâyemizi de yanlış okuruz
Marcel başkalarının işaretlerini çözerken kendi arzusunu ve kıskançlığını tarafsız bilgi sanabilir; okuma özneyi de sorgular.
Sevdiğinin geç yanıtını ilgisizlik kanıtı sayan kişi, korkusunu mesajın içine yerleştirdiğini sonra fark eder.
Benlik önce yorum yapar, sonra bu yorumun sonucuyla kendini kurar; anlatı güvenilirlik ile körlük arasında gider gelir.
Kendini yanlış okumak sürekli yalan söylemek değildir; arzu bazı seçenekleri görünmez kılar.
Bir anlaşmazlıkta gözlemlediğiniz olayla ona eklediğiniz niyeti iki ayrı sütunda görün. Öz-bilgi bir son nokta değil, önceki yorumun körlüğünü fark eden yeni ve yine sınırlı okumadır.
BÖLÜM 4 · SOYKÜTÜK
Nietzsche'de başlangıç hikâyesi
Nietzsche değerlerin saf kökenini değil, sonradan köken gibi anlatılan güç ve adlandırma süreçlerini araştırır.
Bir kurum bugün değişmez gelenek dediği kuralı yakın geçmişte pratik bir kriz için üretmiş olabilir.
Soykütük başlangıcın doğal saflığını bozar; tekrarlar, çatışmalar ve unutmalar bugünkü değeri kurar.
Her köken anlatısını sahte saymak yerine arşiv ve kavram değişimini göstermek gerekir.
'Bizde hep böyledir' cümlesi duyduğunuzda ilk kayıt, değişim ve çıkar çatışmasını sorun. Soykütük başlangıca geri dönmekten çok başlangıç saflığının sonradan üretilmesini araştırır.
BÖLÜM 4 · NİETZSCHE
Hakikat mecazlarını unutur
Nietzsche kavramların canlı benzetmelerden doğup kullanımla aşınarak doğal hakikat gibi görünebildiğini söyler.
Masanın 'ayağı' artık bize insan bedeni benzetmesi gibi gelmez; sözcük gündelik gerçekliğin sessiz parçası olur.
Tekrar mecazın tarihini siler ve kavramı değişmez kategori gibi gösterir.
Bundan bütün doğrular yalandır sonucu çıkmaz; kavramların nasıl kurulduğunu bilmek kullanımlarını daha açık yapar.
Çok doğal sandığınız bir kavramın kelime kökenini ve eski kullanımını araştırın. Unutulmuş mecaz ortak dünyayı düzenler; kökenini görmek kavramı dikkatle yeniden kullanma fırsatı verir.
BÖLÜM 5 · NİETZSCHE
İkna kendini kanıt gibi gösterebilir
Bir felsefi metin mantıksal sonuç sunarken ritim, karşıtlık ve örnekle okuru ikna eder; kanıt ile söyleyiş bütünüyle ayrı değildir.
Konuşmacı iki seçenekten yalnız birini ahlaklı gösterip gri alanları silerek zorunlu sonuç hissi yaratabilir.
Retorik düzen olasılıkları sıralar ve okurun duygusal konumunu kurar; öncüllerin seçimi de anlatı işidir.
Retoriği fark etmek mantığı reddetmek değildir; çıkarım ile sunuşun payını ayrı sınamaktır.
Güçlü bir görüş yazısında kanıtları çıkardığınızda geriye kalan duygu ve karşıtlık düzenini görün. İkna ile ispatın ayrılması zorlaştığında öncülleri ve dışarıda kalan seçenekleri daha açık yazmak gerekir.
BÖLÜM 6 · İKİNCİ SÖYLEV
Rousseau ve ilk mecaz
Rousseau doğal insanı anlatmak için kaçınılmaz olarak toplumun dili ve kavramlarını kullanır; saf başlangıç ancak sonradan kurulmuş bir sahne olarak görünür.
Hiç şehir görmemiş insanı 'özgür yurttaşın tersi' diye tanımlamak, bilinmeyen geçmişe bugünün ölçüsünü taşır.
Köken anlatısı açıklamak istediği farkı başlangıç tasvirine gizlice yerleştirir.
Düşünce deneyi tarih belgesi değildir ama bugünkü kurumların zorunlu olmadığını gösterebilir.
Bir 'insanın doğası' iddiasında gözlem, varsayım ve bugünden taşınan değeri ayırın. Doğa tasviri bugünkü eşitsizliği eleştirmek için ayna olurken tarihsel geçmiş gibi yanlış okunabilir.
BÖLÜM 7 · PYGMALION
Pygmalion'da ses canlılık ister
Heykeltıraşın eserine hayat verme arzusu, temsil ile canlı varlık arasındaki sınırı kapatmak isterken sanatın aracılığını görünür kılar.
Bir sanatçı portresinin 'konuşmasını' ister; resim canlanırsa hem temsil başarır hem resim olmaktan çıkar.
Eser yaratıcıdan bağımsız ses kazandığında sahiplik ve benlik sınırı sarsılır.
Sanatın etkili olması gerçek kişiyle aynı olması demek değildir; mesafe etkinin koşuludur.
Bir görüntü sizi gerçek kişi varmış gibi etkilediğinde bu yakınlığı hangi tekniklerin kurduğunu sorun. Canlı ses arzusu yazıyı eksik kılar görünür; kitap boyunca yazı tam da bu eksiklik düşüncesini sorgular.
BÖLÜM 8 · JULIE
Julie'de mektup ve davranış ayrılır
Mektup romanında kişiler dürüst iç ses sunduklarını söylerken sözcüklerini muhatabı etkilemek için düzenler; kendini açıklama aynı anda sahnelemedir.
Bir özür mektubu pişmanlığı anlatırken karşı tarafı affetmeye zorlayan zarif bir düzen kurabilir.
Yazı yokluğu aşar fakat gecikme, seçme ve tekrar getirir; samimiyet aracısız değil biçim içinde üretilir.
Biçimlenmiş olması duyguyu sahte yapmaz; samimiyet ile strateji aynı mektupta bulunabilir.
Bir mesajda ne söylendiği kadar alıcının hangi cevaba yönlendirildiğini de okuyun. Mektup okurun yokluğunu kapatmaya çalışırken yorum için yeni boşluklar açar.
BÖLÜM 9 · PROFESSION DE FOI
İnanç açıklaması okurunu kurar
Savoyard Rahibin konuşması doğal vicdana seslendiğini iddia ederken, dinleyicinin kabul edebileceği anlatı ve karşıtlıkları önceden düzenler.
Konuşmacı 'kalbine sor' dediğinde kanıt yükünü iç sese taşır ve itiraz eden kişiyi kendi doğasına yabancı gösterebilir.
Evrensel içtenlik çağrısı belirli retorik sahnede işler; doğal ses yazılı metnin ürünü haline gelir.
Vicdan deneyimi değersiz değildir; yalnızca ortak tartışmada nasıl gerekçelendirildiği ayrıca sorulur.
İç ses adına yapılan bir çağrının farklı insanların farklı cevaplarını nasıl karşılayacağını düşünün. Doğallık söylemi çoğu kez kendi öğretim ve sahneleme koşulunu görünmez kılar.
BÖLÜM 10 · VAAT
Toplum Sözleşmesi'nin sözü
Siyasi sözleşme gelecekte birlikte davranma sözü verir; fakat bu sözü geçerli kılacak ortak halkın da sözleşmeyle kurulması döngü yaratır.
Henüz takım olmamış kişiler takım kurallarına uyacaklarına söz verir; sözün gücü takımın varlığına, takım sözün gücüne dayanır.
Kurucu edim önceden sahip olmadığı yetkiyi performansıyla üretmeye çalışır.
Döngü sözleşmeyi anlamsız yapmaz; siyasi kuruluşun tek mantıksal cümleyle tamamlanamadığını gösterir.
Bir ortak kararın yetkisini kimden aldığını ve bu 'kim'in ne zaman oluştuğunu sorun. Siyasi vaat yalnız geleceği tarif etmez, söz veren topluluğu şimdi kurmaya çalışır.
BÖLÜM 11-12 · İTİRAFLAR
İtiraf mazerete dönüşür
Rousseau suçunu bütünüyle açtığını söylerken olayları seçme ve nedenlendirme yoluyla kendini bağışlatan bir anlatı da kurar.
Çalınan kurdelenin hikâyesini anlatan kişi suçu kabul eder, fakat gençlik, utanç ve baskıyı sıralayarak hükmü yönlendirir.
İtiraf sorumluluk alır ve aynı anda eylem ile benlik arasına açıklayıcı mesafe koyar.
Bağlam vermek mazeret olmak zorunda değildir; kritik soru açıklamanın sorumluluğu silip silmediğidir.
Bir özürde kabul edilen eylem, verilen neden ve istenen sonucu ayrı cümlelere bölün. Mazeretin başarısı çoğu kez itirafın açık görünmesine bağlıdır; açıklık retorikten bağımsız değildir.
SONUÇ · OKUNABİLİRLİK
Alegori okumanın hikâyesidir
De Man için alegori, metnin kendi anlamını tam denetleyemediğini ve okumanın bu gecikmeyle ilerlediğini gösteren zamansal biçimdir.
Harita yolu gösterir, yolculuk haritanın eksiklerini ortaya çıkarır; yeni harita da bütünüyle son olmaz.
Her yorum metnin bazı ilişkilerini açar, başka gerilimleri erteler; okuma bitmiş sahiplik değil denetlenebilir süreçtir.
Bu sonuç ortak anlamı imkânsız kılmaz; daha alçakgönüllü, ayrıntıya bağlı ve düzeltilebilir yorum ister.
Bir metni bitirdiğinizde yalnız vardığınız anlamı değil o anlamı bozan iki ayrıntıyı da not edin. Son okuma yokluğu, daha iyi ve daha kötü okumayı ayrıntı, tutarlılık ve itiraza açıklıkla ayırma görevini büyütür.
SON DURAKLAR · SINIR
Kitabın kolay yanlış anlaşılacağı yer
Kitap 'metinlerin hiçbir anlamı yoktur' demez. Açık anlamın, onu taşıyan retorik hareketle bazen çatıştığını ve iyi yorumun bu çatışmayı kanıtlarla izlemesi gerektiğini söyler.
Bir özür hem sorumluluğu kabul edebilir hem affa zorlayan mazeret düzeni kurabilir. İki işlevin birlikte bulunması cümleyi anlamsız değil daha karmaşık yapar.
Okur iddia, dilbilgisi, mecaz, konuşma eylemi ve çelişen ayrıntıyı ayrı izlemeli; keyfî çağrışımı metinsel kanıt yerine koymamalıdır.
SON DURAKLAR · TARTIŞMA
Kitap hakkında süren tartışma
Eser Amerikan yapısökümünün en etkili yakın okuma kitaplarından biri oldu; retorik ile felsefi iddia arasındaki gerilimi edebiyat kuramının merkezine taşıdı.
Eleştirmenler yöntemin tarih, kurum, beden ve siyasi gücü dilsel çıkmaza indirgeme riski taşıdığını söyledi. De Man'ın ölümünden sonra açığa çıkan savaş dönemi yazıları da mirasının etik değerlendirmesini ağır biçimde değiştirdi; bu biyografik sorun metinsel iddiaları otomatik olarak doğrulamaz veya çürütmez.
Bir okur kararsızlığı düşünsel dürüstlük, diğeri siyasi kaçış sayabilir. Tartışma, metinsel belirsizlikle gerçek dünyadaki karar sorumluluğunu nasıl birlikte taşıyacağımızdadır.
SON DURAKLAR · BUGÜN
Bugüne taşınan üç soru
Cümle açıkça ne diyor? Mecaz ne yapıyor? Bu ikisi nerede birbirini destekliyor veya bozuyor?
Bugün bir özür, reklam veya siyasi slogan seçin; düz anlamı ile yaptığı retorik işi iki ayrı renkle işaretleyin.
Okur 'tek gerçek anlamı buldum' rahatlığından önce metnin kendi sonucuna direnen kelimeyi gördüğünde de Man'ın zor ama verimli dikkatini kullanır.
SON DURAKLAR · ÖZ
Bir cümlede kitabın özü
Okuma, bir metnin mesajını paket gibi teslim almak değil; dilbilgisel iddia ile mecazın yaptığı iş arasındaki hareketi kanıtlarla izleyip kendi körlüğümüzü de sınamaktır.
Akılda tutulacak son görüntü, mor-gri bir kütüphanede aynı cümlenin düz yol ve kıvrılan mecaz olarak ikiye ayrılıp Rilke, Proust, Nietzsche ve Rousseau sayfalarında yeniden birleşmesi.
De Man bizi anlamdan vazgeçmeye değil, anlamı taşıyan dilin kendi güvenini nerede sınadığını sabırla görmeye çağırır.