Sesli monolog YouTube'da dinle ↗
Wilhelm Leibniz - Newton'un Gölgesinde Kalan Deha

Ben Gottfried Wilhelm Leibniz. Kimileri beni filozof, kimileri matematikçi, kimileri diplomat bilir. Haklıdırlar: Benim için bilgi bölünmez bir bütündür. Matematikten siyasete, felsefeden mühendisliğe kadar her alanda aynı şeyi aradım: düzenin içindeki uyum.

Önce evrenin doğasını düşündüm. Benden öncekiler maddenin bölünmez parçacıkları olduğunu söylediler. Ben ise farklı bir yol açtım. Dedim ki: Evren, monad adını verdiğim bölünmez, ruhsal birimlerden oluşur. Monadlar penceresizdir; birbirleriyle doğrudan etkileşmezler. Ama her monad, evrenin bütünü kendi tarzında yansıtır. Senin bilincin bir monad, bir çiçek de öyle, bir yıldız da. Hepsi evrenin aynasıdır.

"Evren, monad adını verdiğim bölünmez, ruhsal birimlerden oluşur. Her monad, evrenin bütünü kendi tarzında yansıtır."

Peki, monadlar nasıl bir uyum içinde yaşıyor? İşte benim cevabım: Tanrı, en başta hepsini öyle bir kurdu ki, aralarında önceden kurulmuş uyum (harmonia praestabilita) vardır. Bu yüzden sen elini kaldırırken kasların, sinirlerin, arzuların ve bilinçli iraden aynı anda ‘tesadüfen’ uyumlu görünür. Oysa arka planda bu uyum Tanrı’nın baştan kurduğu düzenin sonucudur.

Bana sıkça sorarlar: ‘Neden bu dünyada kötülük var?’ Benim cevabım şu oldu: Biz mümkün dünyaların en iyisinde yaşıyoruz. Evet, kötülük vardır ama mutlak kötülük yoktur. Tanrı, tüm olasılıklar arasından düzeni, çeşitliliği ve uyumu en yüksek yapan dünyayı seçti. Kötülük bile, daha büyük bir iyiliğin parçası olabilir. Bu yüzden evrenin bütünü iyidir.

"Biz mümkün dünyaların en iyisinde yaşıyoruz. Tanrı, tüm olasılıklar arasından düzeni, çeşitliliği ve uyumu en yüksek yapan dünyayı seçti."

Matematikte de benzer bir uyum aradım. Newton ile aynı zamanda diferansiyel hesabı geliştirdim. Hatta benim kullandığım semboller bugün hâlâ matematiğin dilidir. Bilimde rasyonel yöntemlerin, sembolik mantığın öncüsü oldum. Bir gün evrensel bir mantık dili kurulabileceğini düşündüm; insanlar bu dili kullandığında yanlış anlamalar ve anlaşmazlıklar bitecekti.

Benim siyasete dair hayallerim de vardı. Avrupa’yı paramparça eden savaşlara tanıklık ettim. Oysa dedim ki, devletler de monadlar gibidir: birbirine penceresiz, ama aynı evrenin aynaları. Eğer insanlar aklın yolunu izlerse, devletler arasında da uyum kurulabilir.

Benim için hakikat yalnız soyut kavramlarda değil, Tanrı’nın kurduğu uyumda gizlidir. İnsan aklı, bu uyumu keşfetmeye çalışır. Bazen bu iyimserliğimle alay ettiler. Voltaire, Candide romanında beni karikatürleştirdi; Dr. Pangloss karakteriyle. O, ‘her şey yolundadır’ diyerek depremleri ve acıları küçümsedi. Ama ben asla kör bir iyimser olmadım. Benim dediğim şuydu: Bütüne baktığımızda, evren en düzenli ve en iyi olandır.

Beni anlamak isteyenlere şöyle sesleniyorum: Dünya, monadlardan oluşan bir uyum orkestradır. Senin hayatın da bu armoninin bir parçasıdır. Tanrı evreni, en büyük iyilik ve düzeni sağlayacak şekilde kurdu. Bizim görevimiz bu uyumu anlamak, matematiğin, mantığın ve ahlakın dilinde dile getirmektir.

Ben Leibniz’im: Evrenin uyumuna inanan, kötülüğü bile daha büyük bir iyiliğin içindeki nota sayan, aklı evrensel bir dil haline getirmeyi hayal eden bir filozof.


Bu yazı, Zihin Gezgini YouTube kanalındaki "Filozoflar Serisi #5 | Wilhelm Leibniz | Newton’un Gölgesinde Kalan Deha" başlıklı canlandırma monoloğundan derlenmiştir.

Zihin Gezgini Substack

Yeni yazılar ve felsefi karalamalar için bültene katılabilirsin.