"Hayatın bir sanat olduğunu kabul eden bir insan beyni, bir süre sonra kalbinin yerini alır." – Oscar Wilde
Bugün aklıma yine auteur sineması takıldı. Aslında her şey, Grok AI’nın bana hazırladığı 50 filmlik listeyle başladı. Listeyi görünce dedim ki “Evet, bu filmler tam da yönetmenin ruhunu, kişisel tarzını ortaya koyan, kendine özgü yapımlar.” İşin özünde ise “zaman, sabır ve derinlik” faktörleri var. Tıpkı bir romanı sindire sindire okuduğum gibi, bu filmleri de öyle izlemem gerekiyor.
Bu filmlerin çoğunu henüz izlemedim. Nuri Bilge Ceylan’ı çıkardım listeden; hepsini zaten izlemiştim. Şimdi yeni ufuklar keşfetme zamanı. Her biri biraz vakit ve zihinsel alan talep ediyor. Romanlar da öyle değil mi? Başına oturduğunda hemen bitireyim demezsin, sindirirsin, üzerinde düşünürsün. İşte bu yüzden bu filmlere de aynı sabrı gösterme niyetindeyim.
Bu Auteur Meselesi
Bazen filmin tek bir sahnesi günlerce aklımda kalıyor. Romanlarda da bir cümleye takılıp haftalarca düşündüğüm oluyor. Tam da bu yüzden “zaman, sabır ve derinlik” bu filmlerin neden değerli olduğunu açıklıyor. Hızlı içerik tüketmenin verdiği anlık tatminin ötesinde bir yerde konumlanıyorlar. Sabır istiyorlar ama karşılığında unutulmayacak bir his veriyorlar.
Grok AI ve 50 Filmlik Liste (Aslında 53)
Grok AI’dan “Bana yönetmenlerin kişisel tarzını en iyi yansıtan filmlerden bir seçki hazırla” dedim. Sağ olsun, 50 tane çıkardı. Ben de Martin Scorsese’den en az üç film ekleyince liste 53’e ulaştı. Niye Scorsese? Çünkü derin karakter incelemeleri, atmosferik yoğunluk ve vurucu stil deyince aklıma o geliyor. Tam bir auteur yaklaşımı, tam da “roman gibi” tat veren filmler.
Listeyi görünce gözümde büyüdü, çünkü yarısını bile izlememişim. Kimisi yavaş, kimisi çok uzun, kimisi de zorlayacak belli. Ama romanlar da bazen zorlayıcıdır. Bıraktığım kitaplar olmadı mı? Oldu. Olsun, sonunda bana yepyeni dünyalar açanlar da çok oldu.
Roman ve Film Arasındaki Benzerlik
Roman okurken koca bir dünyanın içine giriyorum, satır satır, bazen aynı cümleyi tekrar okuyarak. Auteur filmleri de aynı şekilde yönetmenin zihnine bir yolculuk sunuyor. Bir sahneyi 10 dakika göstermek mi istiyor? Gösteriyor. Bir karakterin yüz ifadesinde dakikalarca kalmak mı istiyor? Kalıyor. Roman okur gibi sabırla, o derinliğe izin vererek izlediğinde, değeri iyice hissediliyor.
Vakit Ayırma Meselem
Gün içinde ne kadar boş vaktim var? Hangi önceliklerim var? Romanlara zaman ayırıyorum, çünkü değeri olduğunu düşünüyorum. Aynı şey bu filmler için de geçerli. Evet, hızlı bir dizi izlemek anlık keyif verebilir ama bazı şeyleri sakince sindirmenin tadı başka. Bu filmler de tam öyle, sindirilmesi gereken, zamanla gelişen bir tat bırakıyorlar.
Sonuç Gibi Bir Şey (Ama Aslında Yok)
Bu (aslında 50 filmden 53’e çıkan) liste benim için ayrı bir yolculuk olacak. Tamamını bitirir miyim, yoksa yarıda bıraktıklarım olur mu? Bilmiyorum. Belki bazıları roman gibi kalbimde bir iz bırakır, belki de bana hitap etmez. Şimdilik hepsini merakla bekliyorum.
Bugün Ne Öğrendim?
Yeni bir şey değil de, kendime hatırlattığım bir şey var: Sanata, özellikle “zaman, sabır ve derinlik” gerektiren eser türlerine arada dönmek gerekiyor. Tıpkı bir romanı yavaş yavaş okumak gibi, bu filmleri de aynı sabırla izlemeliyim. Bence buna değecek.
50 (Artı 3) Filmlik Auteur Sineması Listesi
İşte 53 filmlik seçki. İyi seyirler!
- Paris, Texas – Wim Wenders
- Wings of Desire – Wim Wenders
- The American Friend – Wim Wenders
- Until the End of the World – Wim Wenders
- Close-Up – Abbas Kiarostami
- The Taste of Cherry – Abbas Kiarostami
- The Wind Will Carry Us – Abbas Kiarostami
- Ten – Abbas Kiarostami
- Stranger Than Paradise – Jim Jarmusch
- Dead Man – Jim Jarmusch
- Ghost Dog: The Way of the Samurai – Jim Jarmusch
- Paterson – Jim Jarmusch
- Ivan’s Childhood – Andrei Tarkovsky
- Andrei Rublev – Andrei Tarkovsky
- Stalker – Andrei Tarkovsky
- The Sacrifice – Andrei Tarkovsky
- The Royal Tenenbaums – Wes Anderson
- The Grand Budapest Hotel – Wes Anderson
- Moonrise Kingdom – Wes Anderson
- Fantastic Mr. Fox – Wes Anderson
- Late Spring – Yasujirō Ozu
- Early Summer – Yasujirō Ozu
- Tokyo Story – Yasujirō Ozu
- An Autumn Afternoon – Yasujirō Ozu
- Sátántangó – Béla Tarr
- The Man from London – Béla Tarr
- Melancholy of the Unknown – Lav Diaz
- From What Is Before – Lav Diaz
- Uncle Boonmee Who Can Recall His Past Lives – Apichatpong Weerasethakul
- Tropical Malady – Apichatpong Weerasethakul
- The Travelling Players – Theo Angelopoulos
- Ulysses’ Gaze – Theo Angelopoulos
- The White Balloon – Jafar Panahi
- The Circle – Jafar Panahi
- A Man of Integrity – Mohammad Rasoulof
- There Is No Evil – Mohammad Rasoulof
- Shoplifters – Hirokazu Kore-eda
- Nobody Knows – Hirokazu Kore-eda
- Being John Malkovich – Spike Jonze
- Her – Spike Jonze
- Lost in Translation – Sofia Coppola
- The Squid and the Whale – Noah Baumbach
- Lady Bird – Greta Gerwig
- While We’re Young – Noah Baumbach
- Somewhere – Sofia Coppola
- Eternal Sunshine of the Spotless Mind – Michel Gondry
- The Science of Sleep – Michel Gondry
- Ugetsu – Kenji Mizoguchi
- Late Chrysanthemums – Mikio Naruse
- My Night at Maud’s – Eric Rohmer
- Taxi Driver – Martin Scorsese
- Raging Bull – Martin Scorsese
- Goodfellas – Martin Scorsese
Belki yarın, “Bugün de bir film izledim, ama pek beğenmedim” diye yazarım. Ya da bayılırım, bilemiyorum. Şimdilik kendim için buraya not düşüyorum, hepsi bu. İyi seyirler!