Yapay zekâyla oluşturulmuş ön okuma rehberi · Kitabın yerini tutmaz
Koleksiyon #228Yerel Tarihler, Global Tasarımlar
Batı'nın kendi yerel tarihini evrensel insanlık yolu gibi sunarken başka bilgi ve dilleri nasıl çevreye ittiğini; sömürge sınırında doğan iki dilli düşüncenin bu küresel tasarımları nasıl sorguladığını anlatan sade bir dekolonyal rehber.
25-50 sayfalık PDF'yi indirÇevrimdışı okumak için
Giriş
Bir dünya haritasını merkezi Avrupa olacak biçimde çizdiğinizde Amerika kenarda görünür. Harita yanlış olmayabilir, fakat merkez seçimi bakışı yönetir. Bilgide de benzer bir durum vardır: belirli bir yerin deneyimi 'evrensel kuram', başka yerinki 'yerel örnek' sayılır. Mignolo bu görünmez merkez seçimini açığa çıkarır.
21 duraklık okuma rotasını açBölüm 1/21
- 01Bu kitap nasıl okunmalı?
- 02Modernlik ve sömürgecilik aynı madalyadadır
- 03Dünya tahayyülü haritadan fazlasıdır
- 04Alfabe zekânın ölçüsü yapılır
- 05Sömürge farkı görünmez eşiktir
- 06Sınır düşüncesi iki dünyada yaşar
- 07Ben düşündüğüm yerdeyim
- 08Post-Occidental akıl neyi değiştirir?
- 09Yerel çıkar evrensel aklın içinde olabilir
- 10Latin Amerika adı da bir tasarımdır
- 11Postkolonyal kuramın da bir haritası vardır
- 12Subaltern bilgi yalnız içerik eklemek değildir
- 13Dil haritaları siyasi sınırlar çizer
- 14Edebî coğrafya merkezi yerinden oynatır
- 15İki dillilik bilgi üretme biçimidir
- 16Globalization ile mundialización aynı değildir
- 17Başka bir mantık çoğul evrensellik arar
- 18Kitabın kolay yanlış anlaşılacağı yer
- 19Kitap hakkında süren tartışma
- 20Bugüne taşınan üç soru
- 21Bir cümlede kitabın özü
BAŞLANGIÇ
Bu kitap nasıl okunmalı?
Batı'nın kendi yerel tarihini evrensel insanlık yolu gibi sunarken başka bilgi ve dilleri nasıl çevreye ittiğini; sömürge sınırında doğan iki dilli düşüncenin bu küresel tasarımları nasıl sorguladığını anlatan sade bir dekolonyal rehber.
Rehber 2000 kitabının girişini, üç kısmını ve yedi bölümünü izler: modern/sömürgeci dünya tahayyülü; sömürge farkı ve sınır düşüncesi; post-Occidental akıl; Latin Amerika'da yerel çıkarlar; Subaltern Çalışmaları'nın coğrafi konumu; dil haritaları ve edebî coğrafyalar; iki dilli düşünme; globalization ile mundialización ayrımı. 2012 önsözündeki Hegel ve evrensel tarih öz eleştirisi de eklenir.
Bir köylü tohumu hangi ayda nasıl saklayacağını bilir; tarım raporu bu bilgiyi 'geleneksel inanış' diye kenara koyar. Kuraklık gelince raporun ölçemediği ayrıntı işe yarar. Mignolo yerel bilgiyi romantikleştirmez; hangi kurumun neyi bilgi sayma yetkisine sahip olduğunu sorar.
GİRİŞ · DÜNYA SİSTEMİ
Modernlik ve sömürgecilik aynı madalyadadır
Mignolo Avrupa modernliğinin ilerleme, bilim ve yurttaşlık hikâyesinin sömürge fetih, emek ve bilgi hiyerarşisinden ayrı anlatılamayacağını savunur.
Parlak liman kenti modern ticaret merkezi olurken limana gelen gümüş zorla çalıştırılan uzak madenlerden çıkar.
Merkezde özgürlük ve zenginlik, sınırda el koyma ve sınıflandırmayla birlikte büyür; modernlik görünür yüz, sömürgesellik karanlık koşuldur.
Modern kurumların bütün başarılarını sömürgeye indirgemek yanlış olur; mesele yarar ile maliyetin aynı tarih içinde görülmesidir.
Bir ilerleme hikâyesinde hammaddenin, emeğin ve bilgi yetkisinin nereden geldiğini izleyin. Modernlik ile sömürgesellik arasındaki bağ başarıyı inkâr değil, başarının dağıtılmış maliyetini hesaba katma çağrısıdır.
GİRİŞ · İMGELEM
Dünya tahayyülü haritadan fazlasıdır
Modern/sömürgeci dünya tahayyülü kıtaları yalnız konumlandırmaz; gelişmiş, geri, medeni ve ilkel zamanlarına ayırır.
Aynı yıl yaşayan iki toplumdan biri çağdaş, diğeri geçmişte kalmış diye ders kitabına yerleştirilir.
Coğrafi fark zamansal sıraya çevrilir; müdahale geri kalanı geleceğe taşıma görevi gibi sunulur.
Teknolojik farkları ölçmek mümkündür, fakat bunlardan tek insanlık değeri ve zorunlu yol çıkmaz.
'Yüz yıl geride' sözünde hangi ölçütün ve kimin geleceğinin kullanıldığını sorun. Geri kalmışlık zamanı yaşayan toplumları başkasının geçmişine çevirerek eşzamanlı söz hakkını azaltır.
GİRİŞ · GNOSIS
Alfabe zekânın ölçüsü yapılır
On altıncı yüzyıl misyonerleri alfabetik yazıyı uygarlık ölçüsü yaptığında sözlü, düğüm, resim ve törenle taşınan bilgileri eksik saydı.
Topluluğun mevsim hafızası şarkılarla korunur, fakat kâğıt arşivi olmadığı için tarihsiz ilan edilir.
Kayıt tekniği bilgi hiyerarşisine dönüşür; sömürgeci kendi aracını tarafsız insanlık standardı yapar.
Alfabe büyük iletişim ve arşiv gücü sağlar; eleştiri araca değil tek ölçü ve zorunlu üstünlük yapılmasınadır.
Bir bilgi biçimini değerlendirirken neyi sakladığını ve hangi kuruma tercüme edilemediğini görün. Alfabe ölçüsü kayıt tekniği farkını insan aklı hiyerarşisine dönüştüren erken epistemik kapıdır.
BÖLÜM 1 · FARK
Sömürge farkı görünmez eşiktir
Sömürge farkı yalnız kültürler arasındaki çeşitlilik değil, bazı yer ve insanların bilgi üreticisi değil incelenecek nesne yapıldığı iktidar çizgisidir.
Avrupalı ekonomist evrensel model kurar, Bolivyalı köylü aynı konuda yalnız saha verisi olarak alıntılanır.
Yayın, dil, üniversite ve fon ağı konuşanın yerini belirler; içerik aynı olsa bile otorite eşit dağılmaz.
Merkez dışından gelen her iddia otomatik doğru değildir; eşit sınama için söz ve kurum erişimi gerekir.
Bir raporda kuramcıların ve örnek kişilerin coğrafi dağılımına bakın. Sömürge farkı bilgi içeriğinden önce konuşmacının hangi kategoriye yerleştirildiğini belirler.
BÖLÜM 1 · BORDER THINKING
Sınır düşüncesi iki dünyada yaşar
Sınır düşüncesi merkezin kuramını dışarıdan reddetmek değil, sömürge farkını yaşayan kişinin iki veya daha çok bilgi düzeni arasında düşünmesidir.
İki dilli sağlık çalışanı hastanenin tanısını bilir, yerel bakım dilinin güven ve aile bağını da anlayarak iki sistemi tercüme eder.
Çifte konum tek merkezin görünmez varsayımını fark eder ve yeni kavram kurar; sınır eksiklik değil düşünsel kaynak olur.
Sınırda yaşamak otomatik bilgelik sağlamaz ve ağır eşitsizlik taşır; deneyim eleştirel çalışma ister.
Bir sorunu iki bilgi geleneğinin kavramlarıyla anlatıp her birinin neyi kaçırdığını görün. Sınır düşüncesi iki geleneği kusursuz uzlaştırmaz; sürtünmeyi yeni soru üretme gücü yapar.
KISIM II · COĞRAFYA
Ben düşündüğüm yerdeyim
Mignolo 'düşünüyorum, öyleyse varım' soyut öznesine karşı bilginin beden, dil, tarih ve coğrafi konumdan üretildiğini vurgular.
Aynı borç politikası Washington masasından istikrar, mahalle pazarından kapanan dükkân olarak görülür.
Konum soruyu, kanıtı ve görünmeyen maliyeti değiştirir; evrensellik konumsuz bakış değil yerlerin açık diyaloğu olmalıdır.
Konum bilgiyi bütünüyle belirlemez; kişi kendi yerini eleştirebilir ve başkasıyla ortak ölçü kurabilir.
Bir uzmanın iddiasında nereden konuştuğunu ve kararın sonucunu nerede yaşayacağını sorun. Konum açıklaması hakikati kişisel görüşe indirmez, kanıtın kör noktalarını denetlenebilir kılar.
BÖLÜM 2 · BATI SONRASI
Post-Occidental akıl neyi değiştirir?
Post-Occidental düşünce Batı'yı basitçe reddetmek yerine Batı/Doğu ve merkez/çevre ayrımlarının Amerika sömürge tarihinde nasıl kurulduğunu sorgular.
Latin Amerika ne tam Batı'nın içi ne yalnız dışı sayılır; adı bile Latinlik üzerinden Avrupa bağını taşır.
Sınır konumu Batı'nın kendini tek özne, başkalarını tepki olarak kuran haritasını bozar.
Batı düşüncesinden gelen demokrasi ve eleştiri araçları kullanılabilir; amaç köken saflığı değil yetki çoğulluğudur.
Bir kavramı alırken yalnız nereden geldiğini değil başka yerde hangi anlamı kazandığını izleyin. Post-Occidental sözcüğü Batı'dan kronolojik sonra değil, Batı'nın tek merkezli haritası dışında düşünme çabasıdır.
BÖLÜM 3 · OCCIDENTALISM
Yerel çıkar evrensel aklın içinde olabilir
Mignolo her bilgi projesinin yerel tarih ve çıkar taşıdığını; Batı bilgisinin gücü sayesinde kendi yerelliğini evrensellik olarak gizleyebildiğini söyler.
Serbest ticaret kuramı güçlü ihracat ülkesinde ortak yarar, yeni sanayileşen ülkede kırılganlık üretebilir.
Kavram küresel dolaşıma girdiğinde başlangıç koşulunu siler; uygulama eşitsiz sonucu teknik zorunluluk gibi sunar.
Yerel çıkar var diye bilim sahte olmaz; varsayım, kapsam ve etki açık edilerek daha sağlam ortak bilgi kurulur.
Bir evrensel reçetenin ilk üretildiği kurum ve yarar sağladığı tarihsel koşulu araştırın. Yerel çıkarın görünür olması ortak ölçüyü zayıflatmak yerine kimin ne kazandığını test etmeyi sağlar.
BÖLÜM 3 · ADLANDIRMA
Latin Amerika adı da bir tasarımdır
Kıta ve halk adları tarafsız etiket değil, imparatorluk ve ulus projelerinin dünyayı sınıflandırma biçimleridir.
'Latin Amerika' İspanyol ve Portekiz mirasını öne çıkarırken yerli ve Afrika dillerini arka plana atabilir.
Ad ortak siyasi kimlik kurar, fakat hangi tarihleri birleştirip hangilerini kenara ittiğini de belirler.
Ortak adlar dayanışma için gerekli olabilir; eleştiri adı yasaklamak değil içindeki çoğulluğu görünür tutmaktır.
Kullandığınız bölge adının kim tarafından ne zaman ve hangi karşıtlığa göre kurulduğunu sorun. Adlandırma hem birlik verir hem başka adları gölgeler; çoğul ad kullanımı bu gerilimi açık tutar.
BÖLÜM 4 · KONUM
Postkolonyal kuramın da bir haritası vardır
Mignolo İngiliz ve Fransız imparatorluk deneyiminden doğan postkolonyal kuramın Amerika'nın daha eski İber sömürge tarihini bazen dışarıda bıraktığını belirtir.
Hindistan için güçlü açıklama Karayip köleliği veya And yerliliğini aynı terimlerle tam kavramayabilir.
Akademik dil ve merkez bazı sömürge deneyimlerini model, diğerlerini ek vaka yapar; kuramın coğrafyası görünür olmalıdır.
Deneyimler karşılaştırılabilir ve kavramlar seyahat edebilir; tek tarih bütün sınırları temsil etmemelidir.
Bir postkolonyal örnekte imparatorluk, dönem, dil ve emek rejiminin özgüllüğünü yazın. Kuramın pasaportu uygulama alanındaki farkları sormak için başlangıçtır, kavramı doğduğu yere hapsetmek için değil.
BÖLÜM 4 · SUBALTERN
Subaltern bilgi yalnız içerik eklemek değildir
Sömürge altında bastırılan bilgiyi mevcut ansiklopedinin sonuna eklemek yetmez; neyin kuram ve kimin bilen sayıldığı kural da değişmelidir.
Müze yerli sepetini sergiler ama sepet ustasını tasarım düşünürü değil gelenek taşıyıcısı diye adlandırır.
Temsil nesneyi görünür yaparken epistemik yetkiyi kurumda tutabilir; dekolonyal değişim konuşma konumunu paylaşır.
Her topluluk temsilcisi bütün grubu konuşamaz; iç çatışma ve hesap verebilirlik korunmalıdır.
Bir katılım projesinde kişinin yalnız hikâye mi verdiğini, karar ve kavram kurma gücü de alıp almadığını sorun. Epistemik yetki paylaşılmadan kültürel temsil vitrinde çeşitlilik olarak kalabilir.
BÖLÜM 5 · DİL
Dil haritaları siyasi sınırlar çizer
Ulusal ve sömürge haritaları bir dili standart merkez, ötekileri lehçe veya folklor yaparak bilgi coğrafyasını düzenler.
Okul çocuğun ev dilindeki matematik aklını yanlış konuşma diye keser, standart dildeki ezberi başarı sayar.
Dil sınıflandırması vatandaşlık, edebiyat ve uzmanlık erişimini belirler; harita konuşan topluluğu da üretir.
Ortak standart iletişim sağlayabilir; çok dilliliği cezalandırmadan ortak araç olarak kurulmalıdır.
Bir başvuruda hangi dilin zorunlu, hangi dilin yalnız dekor olarak bulunduğunu görün. Standart dil vatandaşlık kolaylığı sağlarken çok dilli düşünceyi eğitim kaybına çevirmemelidir.
BÖLÜM 5 · EDEBİYAT
Edebî coğrafya merkezi yerinden oynatır
Sınır edebiyatı tek ulusal dil ve kanona sığmayan karışık seslerle dünya edebiyatının merkez-çevre düzenini zorlar.
Roman İspanyolca cümleye yerli sözcük ve Afrika ritmi kattığında yalnız renk değil farklı hafıza mantığı taşır.
Biçimsel karışım dilin saf ulusal mülk olmadığını ve okurun tercüme emeğini gösterir.
Melez biçim pazar tarafından egzotik marka yapılabilir; yenilik siyasi eşitliğin garantisi değildir.
Bir eserde çevrilmeyen sözcüğün okuru hangi rahatlıktan çıkardığını sorun. Sınır edebiyatı okuyucuyu tek dilin rahat merkezinden çıkararak çeviri sorumluluğu verir.
BÖLÜM 6 · BILANGUAGING
İki dillilik bilgi üretme biçimidir
Mignolo iki dilli yaşamı eksik iki tek dillilik değil, anlamlar arasında gidip gelerek tek dilin sınırını gören yaratıcı düşünme olarak savunur.
Göçmen çocuk büyükannesinin sözüne resmi dilde tam karşılık bulamayınca yeni benzetme kurar.
Çeviri kayıp kadar fazlalık üretir; kişi kavramların doğal değil dil içinde kurulmuş olduğunu hisseder.
İki dillilik romantik kolaylık değildir; aksan baskısı, unutma ve aile içi kopuş taşıyabilir.
Çevrilemeyen bir kelimeyi açıklarken iki dilin farklı ilişki haritasını görün. Bilanguaging dil karışıklığı değil, iki anlam düzeninin farkını düşünsel kaynak yapma pratiğidir.
BÖLÜM 7 · KÜRESELLEŞME
Globalization ile mundialización aynı değildir
Mignolo İngilizce globalization dilinin şirket ve tek pazar tasarımını, İspanyolca mundialización gibi başka adların farklı dünya deneyimlerini taşıyabileceğini gösterir.
Küresel platform her ülkeye aynı menüyü açar, yerel kullanıcı onu kendi dil ve dayanışma ağıyla bambaşka kullanır.
Küresel tasarım yerel tarihe inerken dönüştürülür; tek yönlü yayılma ile çok yönlü dünya kurma arasında mücadele doğar.
Yerelleştirme büyük şirket gücünü otomatik kırmaz; altyapı ve mülkiyet hâlâ merkezde olabilir.
Bir küresel aracın yerelde değişen kullanımını ve değişmeyen sahiplik bağını birlikte izleyin. Küresel dolaşım yerel kullanımla değişse de sunucu, finans ve telif sahipliği güç dengesini koruyabilir.
SONUÇ · PLURIVERSALITY
Başka bir mantık çoğul evrensellik arar
Mignolo'nun hedefi tek Batı evrenselini başka tek merkezle değiştirmek değil, farklı yerlerin ortak sorunlara eşit bilgi yetkisiyle katıldığı çoğul dünyadır.
Su anlaşmasında mühendislik ölçümü, çiftçi hafızası ve yerli hukuk anlayışı aynı masada birbirini sınar.
Ortak karar tek hakikatsizliğe değil, açıklanmış konumlar ve karşılıklı çeviriyle daha geniş hesap verebilirliğe dayanır.
Çoğulluk insan hakları ihlalini kültür adına dokunulmaz yapmamalı; eşit söz ve zarar ölçüsü gerekir.
Bir ortak kararda kaç bilgi biçiminin kanıt sayıldığını ve itiraz yolunun kimlere açık olduğunu görün. Çoğul dünya ortak gerçeği bırakmaz; ortak gerçeğin daha çok yerden sınanmasını ister.
SON DURAKLAR · SINIR
Kitabın kolay yanlış anlaşılacağı yer
Mignolo 'Batı'dan gelen her bilgi yanlıştır, yerel olan her zaman doğrudur' demez. Bir bilginin yerini ve iktidar bağını görünür yaparak eşitler arası sınamaya açar.
Yerel şifacı değerli deneyime sahip olabilir ve zararlı uygulama yapabilir; laboratuvar güçlü kanıt üretebilir ve yerel belirtileri duymayabilir. Konum açıklığı ikisini de eleştiriye açar.
Okur kavramın içeriği, üretildiği yer, küresel yayılma kurumu, yerel tercüme ve dışarıda kalan bilgi biçimini ayrı izlemelidir.
SON DURAKLAR · TARTIŞMA
Kitap hakkında süren tartışma
Eser dekolonyal düşüncenin temel kitaplarından biri oldu; sömürgesellik, sınır düşüncesi, bilginin jeopolitiği ve iki dilli düşünme kavramlarını geniş bir tarih içinde birleştirdi.
Eleştiriler geniş modernlik/sömürgesellik anlatısının iç farkları düzleştirebildiğini, sınır konumunu romantikleştirebildiğini ve somut kurum dönüşümünün nasıl yapılacağını daha az açıkladığını belirtir.
Bir görüş evrensel bilimi ortak ölçü, diğeri yerel bilgiyi özgürlük sayar. Mignolo'nun verimli sorusu ölçüyü kimin kurduğu ve diyaloğun hangi eşitsizlikte gerçekleştiğidir.
SON DURAKLAR · BUGÜN
Bugüne taşınan üç soru
Bu fikir nereden konuşuyor? Hangi yerel tarihi evrensel yapıyor? Sınırdaki kişi yalnız örnek mi, kuram ortağı mı?
Bugün evrensel denilen bir politika seçin; üretildiği yer, uygulandığı yer ve tercümede değişen üç varsayımı yazın.
Okur dünya haritasında kenar sandığı yerin yalnız veri değil düşünce merkezi olabileceğini gördüğünde Mignolo'nun sınır kapısı açılır.
SON DURAKLAR · ÖZ
Bir cümlede kitabın özü
Yerel tarihler küresel tasarımların pasif alıcısı değildir; sömürge farkında üretilen sınır düşüncesi, tek merkezin evrensellik iddiasını yerinden oynatıp çoğul ve hesap verebilir ortak dünya kurar.
Akılda tutulacak son görüntü, toprak, indigo ve turkuaz tonlarda merkezden yayılan küresel harita çizgilerinin iki dilli bir sınır köprüsünde kırılıp çoğul yerel ışıklara dönüşmesi.
Mignolo bizi evrensellikten kaçmaya değil, evrenselin kendi yerel pasaportunu gösterdiği ve başka bilgi merkezleriyle eşit konuştuğu bir dünya kurmaya çağırır.